Uluslararası Mukayeselerle İç Güvenlik Yasası
Bahçeşehir Üniversitesinde 4 Nisan 2015 Cumartesi günü düzenlenen

Bahçeşehir Üniversitesinde 4 Nisan 2015 Cumartesi günü düzenlenen 12. Siyaset kademisine davet edilen İstanbul Barosu Dış İlişkiler Merkezi İç Güvenlik Yasası Uluslararası boyutuyla değerlendirildi.
Toplantıda konuşan İstanbul Barosu Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. A.Metin Uracin Kamuoyunda " İç Güvenlik Reformu " olarak adlandırılan kanun tasarısı, " Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı" adı altında, İç İşleri Bakanlığı'nca hazırlanmış ve Bakanlar Kurulunca, 24 Kasım 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı'na sunulmuş bir torba kanun düzenlemesi hüviyetinde olduğunu ve bir gün önce 3 Nisan 2015 Cuma günü onaylandığını belirterek toplam 43 maddeden oluşan torba kanun
Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu,Jandarma Teşkilât, Görev ve Yetkileri Kanunu,Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu,Terörle Mücadele Kanunu,Türk Ceza Kanunu,Ceza Muhakemesi Kanunu,İl İdaresi Kanunu,Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun,Kimlik Bildirme Kanunu, Emniyet Teşkilatı Kanunu,İç işleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun da olmak üzere toplam 21 kanunda değişiklik getirmekte olduğu için çok hassas bir kanun olduğunu belirtti.
Kanunun Güvenliğini Tehdit Eden Düzenlemeler içerdiğini, Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nda Kolluk amirleri, Ceza Muhakemesi Hukukunda " Koruma Tedbirleri " arasında düzenlenen 'Arama' yetkisinin kullanımında, Cumhuriyet Savcısının iradesine ihtiyaç duyulmadan yetkili hale getirilmekte olduğunu, Üstelik, arama yetkisini kullanacak kolluk amirlerinin, İç İşleri Bakanlığı tarafından belirlenecek esaslar dahilin de mülki amirler tarafından görevlendirilmesi öngörülmüş olmasının uluslar arası yerleşmiş hukuk kurallarına aykırı olduğunu belirtti. Bu durumun adli soruşturmaya yön verecek bir koruma tedbiri, yürütme organının etkisine açık hale getirmekte olan ve yargı yetkisi ve fonksiyonun gasbı olarak görülebilecek bu düzenleme, Ceza Muhakemesi Kanunumuzun mevcut sistematiği ile de taban tabana zıttır diyen Uracin, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu, Cumhuriyet Savcılarını, adli soruşturmanın mutlak hakimi kılmış olduğunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun "Arama" tedbirini düzenleyen 119.ncu maddesinde, kkolluk amirinin arama tedbiri ile ilgili olarak emir verebilme yetkisi, ancak gecikmesinde sakınca bulunan ve Cumhuriyet savcısına ulaşılamayan hallere münhasır iken kolluk amiri, bu kanunla Ceza Muhakemesi Kanununun getirdiği bu sınırlamaya tabi olmaksızın doğrudan ve acele hallerde sözlü olarak dahi emir verme yetkisi ile donatılmıştır dedi.
Kanunda Polis Vazife ve Salahiyet Kanunundaki silah kullanma yetkisi, getirilen düzenleme ile genişletilerek Polis kendisine veya başkasına yönelik saldırı dışında ; işyerleri, konutlar, kamu binaları, ibadethaneler, okullar, yurtlar ve araçlara yapılacak saldırılara karşı da polis silahını kullanabilecek şekilde yetkilendirilmekte, meşru savunma kavramına ise herhangi bir atıf yapılmamakta, sadece "ölçülülük" ilkesi vurgulanmaktadır dedi.
Polis Vazife ve Salahiyet Kanununun, iletişimin tespit ve dinlenmesine ilişkin yetkiler içeren maddesinde değişiklik yapılarak ; bu yöndeki yazılı emrin, yetkili hakimin onayına sunulma süresi, 24 saatten 48 saate çıkarılmasının da altını çizen Uracin, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri konusundaki düzenlemesiyle " Polis Devleti " ni çağrıştırmakta olduğunu belirterek bu hali ile hukuk güvenliğinden tam bir geriye gidişi temsil etmektedir dedi. İl İdaresi Kanununda yapılan değişiklik de değinen Uracin Yürütmenin sahip olduğu çoğunluk ile Yasama organını kontrol ettiği malumdur. Kanun değişiklikler ile mülki amirler aracılığı ile yargı fonksiyonu da kontrol altına alma tehlikesi endişe yaratmaktadır dedi. İl İdaresi Kanununa göre Vali, Mülki amir olarak önleyici kolluk anlayışı içinde yetkilendirmiş iken İç Güvenlik Kanunu Valiye lüzumu halinde kolluk amir ve memurlarına gereken acele tedbirlerin alınması hususunda doğrudan emir verebilme yetkisini düzenlemekle cumhuriyet savcılarının görev alanlarına doğrudan tecavüz oluşturmaktadır dedi
Uracin, İngiltere, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçikdan örnekler vererek demokratikleşme gerekçesi ile getirildiği iddia olunan bu kanunun doğuracağı olumsuz sonuçların yeterince kavranmadığı görülmektedir dedi.


