
İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi (CUMER) tarafından “100. Yılında Türk Kanunu Medenisi” paneli düzenlendi. Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Rukiye Leyla Süren, Türk Medeni Kanunu’nun kadınların özgürlüğüne açılan en önemli kapılardan biri olduğunu vurguladı. Ancak Süren’in sözleri, yalnızca bir anma değil, aynı zamanda güçlü bir uyarı niteliği taşıdı.
“ÇOCUK EVLİLİĞİ DEĞİL, BU BİR İSTİSMARDIR”
Medeni Kanun’un kabulünün üzerinden bir asır geçmesine rağmen çocuk yaşta evliliklerin sürdüğünü belirten Süren, “Buna evlilik denilemez. Bu, çocuklara yönelik bir istismardır” diyerek sert konuştu. Küçük yaşta evlendirilen çocukların eğitimden koparıldığını, meslek sahibi olamadığını ve yaşam boyu eşitsizliğe mahkûm edildiğini ifade etti.
“KAZANIMLAR GERİYE GİDİYOR”
Süren, özellikle son yıllarda kadın haklarına yönelik kazanımların aşındırıldığını belirterek, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme ve 6284 sayılı yasanın hedef haline getirilmesini eleştirdi. Medeni Kanun’un sağladığı hakların korunması için toplumsal farkındalık ve mücadele çağrısı yaptı.
“KADINLAR İÇİN YAŞAMAK BİLE MÜCADELE”
2025 yılında şüpheli kadın ölümlerinin, kadın cinayetlerini geçtiğine dikkat çeken Süren, “2026’da kadınlar için hayatta kalmak bir marifet haline geldiyse, hepimizin durup düşünmesi gerekir” sözleriyle tabloyu çarpıcı biçimde ortaya koydu.
“CUMHURİYET’İN HUKUK DEVRİMİ”
Panelin oturum başkanı Prof. Dr. Bihterin Dinçkol ise Türk Medeni Kanunu’nun yalnızca bir yasa değil, Cumhuriyet’in modernleşme hamlesinin temel taşlarından biri olduğunu belirtti. 1926’da kabul edilen kanunun, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişte çağdaş ve eşitlikçi bir toplum hedefinin ürünü olduğunu vurguladı.
İsviçre Medeni Kanunu’nun örnek alınmasının nedeninin, dönemin en demokratik ve halkçı düzenlemelerinden biri olması olduğunu ifade eden Dinçkol, Medeni Kanun’un özel hukukta Cumhuriyet değerlerinin somutlaşmış hali olduğunu söyledi.
HUKUK DEVRİMİ 100 YIL SONRA YENİDEN TARTIŞILIYOR
Panelde konuşan akademisyen ve hukukçular, Medeni Kanun’un yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de temel referansı olduğunu belirtti. Hukuk devriminin eşit yurttaşlık ve laik hukuk sistemi açısından taşıdığı önem bir kez daha vurgulandı.
100 yıl önce kadınlara eşit yurttaşlık kapısını aralayan Medeni Kanun, bugün bir kez daha tartışmanın merkezinde. Verilen mesaj ise net: “Kazanılmış haklar ancak savunulursa yaşar.”