HABERLER
  • Son Güncelleme : 30.11.2021 11:46
  • Haber Giriş : 26.11.2021 12:07
  • Etkinlik : 26.11.2021

Tebliğ ile Avukat Seçme Özgürlüğü Kısıtlanamaz

İstanbul Barosunca, Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 16/04/2016 gün ve 29686 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Kurum Katkısına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ (2010/1)'de Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğin 2. maddesinin 1. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Sigortalı, sigortacının göstereceği avukata gereken vekâletnameyi vermek zorundadır." ibaresi ile aynı maddenin 2. fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Bu takdirde, sigortacı yalnız seçtiği avukatın giderlerini öder." ibaresinin iptali ile yürütmesinin durdurulması istemli olarak Danıştay’da dava açılmıştı.

Açılan davada Danıştay 10. Dairesi’nin 18/10/2016 gün ve E:2016/2775 sayılı yürütmenin durdurulması isteminin reddi kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun 26.12.2016 gün ve 2016/1261 YD İtiraz No’lu kararı ile, Tebliğle sözleşme özgürlüğünün ve yasadan kaynaklı bireylerin serbestçe avukat belirleme hakkının sınırlandırılamayacağı, öte yandan poliçe tutarı ile sınırlı olarak sorumlu olan sigorta şirketinin poliçe tutarını aşan kısım yönünden sigortalı ile menfaatinin çatışabileceği, ileride hasım olma ihtimali olduğu gözetilerek düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu belirtilmek suretiyle kaldırılarak yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.

Bu sefer Danıştay 10. Dairesi’nin 21.09.2021 gün ve 2016/2775 E. 2021/4164 K. no’lu kararı ile, “Anayasa uyarınca sözleşme özgürlüğünün sınırlanabilmesinin ancak kanunla mümkün olabilmesi karşısında, anılan Tebliğ düzenlemesi ile sözleşme özgürlüğüne sınırlama getirilmesi, Anayasada güvence altına alınan sözleşme hürriyetine aykırı olduğu gibi, Kanundan kaynaklı bir hak olan bireyin avukatını serbestçe belirlemesi hakkının da ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğundan, dava konusu düzenlemelerde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Öte yandan, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe tutarı ile sınırlı olduğu, poliçe tutarını aşan kısım yönünden sigortalı ile sigortacının menfaatlerinin çatışabileceği, sigortalı ile sigorta şirketinin ileride hasım konumunda olmaları ihtimali göz önünde bulundurulduğunda, sigortalının, sigortacının göstereceği avukata vekâlet vermek zorunda bırakılması ve sadece bu durumda sigortalının avukatına ilişkin giderlerin ödeneceği yolundaki düzenlemelerin bu yönüyle de hukuka aykırı olduğu açıktır.” gerekçesiyle dava olunan düzenlemelerin iptaline karar verilmiştir.

Tebliği görmek için tıklayınız.

Danıştay kararını görmek için tıklayınız.

 

YAZDIR
Yükleniyor...