HABERLER
  • Son Güncelleme : 21.09.2020 14:36
  • Haber Giriş : 14.09.2020 00:26
  • Etkinlik : 14.09.2020

Bu Gözaltılar, Gözdağıdır

Önceki gün Ankara’da FETÖ soruşturmaları kapsamında olduğu vurgulanarak gözaltına alınan avukatların, bugünkü sorguları sonrasında açıklığa kavuşan durumları, yargının kurucu unsuru konumunda bulunan savunmanın nasıl tahayyül edildiğine dair fikir vermeye yeterli olmuştur.

FETÖ kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmaları, 15 Temmuz darbe girişimine atfettiği karşıtlığın odağında özenle değerlendiren İstanbul Barosu, bu son gözaltıların neden ve haklılığını da aynı özenle araştırarak değerlendirmiştir.

Başsavcılığın büro aramalarında yasa gereğince barodan temsilci talep etmelerinden açıkça anlaşıldığı üzere, yapılan gözaltılar, meslekten kaynaklanan “isnatlar” içermektedir. Açık deyişle, örgüt üyeliği isnadı, mesleğin ifası ile bağdaşık olarak nitelendirilmiştir. Şimdiye değin yapılan gözaltılardan -istisnalar haricinde- farklılık gösteren bu son durum, son derecede de vahim bir gelecek kurgusunu anlatmaktadır. İki gündür yapılan sorgulamalar sırasında şüpheli avukatlara sorulan sorular, bu geleceğin vahametini saptamaya yeterlidir.

Öncelikle belirlemeliyiz ki, bu sorular karşısında alınacak yanıtlar nasıl olursa olsun, isnatları haklı çıkaran bir içerik olarak nitelendirilemez. “Şüpheli” sıfatıyla sorulara yanıt veren kişilerin “avukat” kimlikleri, bu saptamanın doğal sonucudur. Avukat, müvekkili ile özdeşleşmez. Avukatın bu bağlamda gösterdiği duyarlılık, sadece kendisine özgü değildir. Diğer anlatımla, avukat başkaları tarafından da müvekkilleri ile özdeş görülemez. Maddi gerçeğin aranması aşamasında, savunma görevinin ifa edilmesi, yargılamanın en temel unsurudur. Savunmanın( avukat) konumu, adil yargılanma hakkının güvencesidir. Avukatın görevinin sınırlandırılması, onun özenle bir “otokontrole” yönelmesini sağlamayı uman gözdağı, avukat kadar halkı etkileyecek ve giderek adalete olan güveni de yok edecektir. Bu nedenledir ki, avukatların bu konumu,  uluslarası sözleşmelerle güvence altına alınmıştır. Türkiye’nin de taraf olduğu Havana Kuralları ile bu güvencenin işlerliğe kavuşturulması da hükümetlere “görev” olarak verilmiştir. Bu hükümler, hukuk devletinin temel koşuludur. Şimdi bir hükümet tasarrufu ile yapılan bu gözaltılar, hukuk devletinden ne denli uzaklaşmakta olduğumuzun da göstergesidir. Kendisine “güvence” olarak terkedilen hakları, bizzat kendisi ihlal eden bir hükümet ile karşı karşıyayız.

Avukatların mesleki faaliyetlerinin sorgulanması amacıyla gözaltına alınmaları, o sayede avukatların sindirilmesi, korkutulması hedefleniyorsa, bu hedefe varılabilmesi asla olası değildir. Mesleğinin toplumsal ve hukuksal anlamını her konjonktürde özenle değerlendiren avukatlar, bu türden gözdağı içeren gözaltılardan etkilenmeyecektir.

İstanbul Barosu olarak, Ankara Barosu ve meslektaşlarımızla dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz. Yapılan soruşturmayı özenle takip etmekteyiz. Soruşturmanın sonuçlarının ifade edeceği anlam, bizim açımızdan mücadele azmimizin göstergesi olacaktır.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...