HABERLER
  • Son Güncelleme : 29.07.2020 16:41
  • Haber Giriş : 21.07.2020 10:09
  • Etkinlik : 18.07.2020

Bir Avukat, Sadece Bir Avukat Değildir

İstanbul Barosu Başkanlığı ve Türk Ceza Hukuku Derneğince düzenlene ‘Adil Yargılanma Hakkı’ konulu panel, 18 Temmuz 2020 Cumartesi günü saat 13.00’de baronun Kanlıca’daki sosyal tesisi Barobahçe’de yapıldı.

Açılışta konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, bu toplantının ‘Adil Yargılanma’ adını taşımasının zaman açısından çok büyük önemi bulunduğunu, “Kendimizi adil yargılanma hakkına ne kadar koşullandırırsak koşullandıralım bugün sanıyorum ki bu kavramın bize anlattığı anlam Ebru ve Aytaç’la birleşecek” dedi.

Durakoğlu konuyu şöyle açtı: “18 avukat arkadaşımız bir sabah evlerinden alındı. Bir yıla yakın zamanda iddianameleri ancak yazılabildi. Dava açıldı ve peş peşe yargılamalar yapıldı. Çok da alışık olmadığımız bir ara karar ortaya çıktı ve avukat arkadaşlarımızın hepsi tahliye edildi. Mahkeme kararıyla, bir avukat yargılanmasının nasıl olması gerektiğini belirten bir metinle karşı karşıya idik. Gecenin bir yarısında savcı karara itiraz etti ve aynı hâkimler, aynı gece yakalama ve tutuklama kararı çıkarttılar. 10 saat önce ıslak imzalarıyla ilan ettikleri o kararı, elektronik imzalarıyla ortadan kaldırdılar. Bunu sadece bu arkadaşlarımızın yargılanmasına ilişkini bir gerçeklik olduğunu söylemiyorum, ülkemizde özellikle siyasal davalarda yapılan yargıları kavramamızın önemli bir örneğidir diye düşünüyorum. Bunun başka türlü bir ifadesi yoktur”.

Bu davanın Türkiye’deki yargının hangi noktalara geldiğinin en temel bir göstergesi olduğunu vurgulayan Durakoğlu,  o mahkeme heyetinin dağıtıldığını, başka hâkimlerin geldiğini ve adına ‘yargılama’ denilemeyecek bir sürecin başladığını bildirdi. Durakoğlu, “Avukatlar mahkeme oturumlarında inanılmaz güzellikte savunmalar yaptılar. Sadece tutanaklara değil hukuk tarihine geçecek değerlendirmelerde bulundular. Yargıyı bu hale getirenler ne yaparlarsa yapsınlar hukuksuzluğu geleceğe taşıyamazlar” dedi

Açılış konuşmalarından sonra üç oturum halinde düzenlenen panelin ilk oturumuna geçildi. İlk oturumu TCHD Başkanı Av. Mehmet İpek yönetti. İpek, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 2019 yılında verdiği toplam 3224 ihlal kararının 932’sinin sözleşmenin Adil Yargılanma hakkına aykırı bulunduğunu, bu hakkının en fazla ihlale konu olan hak konumuna geldiğini söyledi. İpek, Anayasa Mahkemesi kararlarına bakıldığında da verilen ihlal kararlarının yarısından fazlasının adil yargılanma hakkı ile ilgili olduğunu belirtti. İpek “Adil yargılanma hakkının demokratik toplum düzeninin oluşmasında önemli bir rolü bulunmaktadır, ancak demokratik toplum düzeninden her geçen gün uzaklaştığımız Türkiye’de adil yargılanma ihlalinin en yakıcı örneklerinden birini canlarını ortaya koyarak açlık grevi yapan meslektaşlarımız Ebru Tiftik ve Aytaç Ünsal’da görüyoruz” dedi. İpek, bu panelde, tartışılacak en önemli konunun, sürekli saldırı altında bulunan savunma ve avukatların adil yargılanma hakkı olacağını bildirdi.

Ankara Barosu Başkanı Av. Erinç Sağkan, Çağdaş Hukukçular Derneği üyesi avukatların yargılanmasında sergilenen yanlışlıklara vurgu yaptı ve bunun bir yargılama olmadığını, hatta tiyatro bile olmadığını söyledi.

Yargı Reformu Strateji Belgesi ile ilgili Adalet Bakanlığında yapılan toplantıya bütün baro başkanlarının katıldığını, günün yarısının açılış konuşmalarıyla geçtiğini, diğer yarısında 9 başlık bulunduğunu ve bir günlük toplantıda yeteri kadar tartışılmadığını belirten Sağkan, “Strateji belgesinin sanki dış dünyaya karşı sunularak meşrulaştırılmak istendiğini sezdik. Bu paketin görüntüde bile yargı bağımsızlığını sağlayamayacağını gördük” dedi. HSK’nın yapısına dokunulmadığı, hâkim savcının özlük haklarına müdahale edildiği ve doğal hâkim ilkesinin kabul edilmediği sürece yapılacak yasal düzenlemenin hiçbir anlamı bulunmadığını belirten Sağkan, aslında yeni kanunlara ihtiyaç bulunmadığını, ancak yanlış uygulamalara karşı çıktıklarını, bunun için de zihniyet değişikliği gerektiğini bildirdi. 

Adli Yıl açılış töreni, çoklu baro sisteminin ortaya çıkışı ve bu gelişmelerde TBB Başkanının tutumu konusunda eleştirilerde bulunan Sağkan, bu gelişmelerden vatandaşın ve ülkenin ne gibi zarlarla karşılaşabileceğini anlatmaya çalıştıklarını, bunda ne ölçüde başarılı olduklarını bilemediklerini, ancak bu olaylarda 80 baroyu bir araya getirmeyi başardıklarını söyledi.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Türkiye’nin otoriterleşmeye doğru yöneldiğini, aslında yaşadıklarımızın bu otoriterleşmenin bize düşen payı gibi gözüktüğünü söyledi. Reform adı altında yapılanların bir reform olmadığını, geriye gidişin alametleri olduğunu bildiklerini belirten Durakoğlu, yargının siyasal stratejilerin bir parçası olduğunu, iktidardaki siyasetçilerin yeni politikalar üretmekte güçlük çektiklerini, bunun için yargıyı kullandıklarını anlattı.

Hukuksuzlukların yargı eliyle meşrulaştırıldığının altını çizen Durakoğlu, ifade özgürlüğü konusunda Türkiye’nin korku iklimine teslim edilmeye çalışıldığını, yasayla, mevzuatla düzenleme yerine yargı eliyle mesaj verilecek yöntemlere başvurulduğunu bildirdi. Durakoğlu bu görüş doğrultusunda Cumhuriyet Gazetesi, Sözcü Gazetesi, Oda Tv ve ÇHD davasından örnekler sundu.

Durakoğlu sözlerini şöyle noktaladı: “Baro başkanlarının Ankara’ya yürüyüşünde olduğu gibi korku ikliminin karşısına çıkabilirseniz eğer, o direncin Türk halkı için çok önemli bir şey olduğuna tanık olursunuz. Çünkü o direnç halk tarafından son derece ihtiyaç duyulan bir gerçeklikti.

Hukuk devleti için, adil yargılanma için mücadele edeceğiz, çünkü bir avukat sadece bir avukat değildir.

İzmir Barosu Başkanı Av. Özkan Yücel, Demokratik hukuk devletinin yeniden kurulması ve siyasetin değiştirilmesi için her alanda sürekli mücadele etmenin şart olduğuna vurgu yaptı. Sistemin iyice çöktüğünü ve onarmanın asla mümkün olmadığının altını çizen Yücel, “Bina baştan ayağa sakat ve halka karşı bir bina” dedi.

ÇHD davasından insanların değil bir avukatlık tipinin yargılandığını belirten Yücel, kendi mantalitelerinin dışında bir avukatlık profilinin hayata geçirilmesine karşı çıktıklarını, çoklu baro sistemine karışı çıkışı bunun için istemediklerini bildirdi.

Özkan Yücel, sözlerini şöyle tamamladı: “Bizi korkutmak istiyorlar. Siyasi iktidarların hiçbir biçimde müdahale edemeyeceği, hâkimlerin ve savcıların vicdanlarıyla karar verebileceği, avukatların özgürce savunma yapabileceği yargılama düzenini yeniden inşa etmek zorundayız. Aksi halde böyle debelenir gideriz. Bu karamsar tablodan elbette bir çıkış yolu var. Bunu son seçimler gösterdi. Çıkış yolu için tüm demokratik kesimlerin iş birliği, güç birliği yapması gerekmektedir. Yargı için de aynı şey, eğer yargıyı düzeltmek gerekiyorsa, tüm muhalif ve demokratik kesimler güçlerini birleştirmelidirler”.

Toplantının ikinci oturumunu Av. Hürrem Sönmez yönetti. Bu oturumda söz alan konuşmacılar Av. Fikret İlkiz, Prof. Dr. durmuş Tezcan, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Av. Tuğçe Duygu Köksal, ‘AİHM Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı’na ilişkin bildiriler sundular.

Toplantının üçüncü oturumunu ise Av. Hasan Fehmi Demir yönetti. Bu oturumun konuşmacıları Av. Gülendam Şan Karabulutlar, Av. Bahattin Özdemir ve Av. Tarkan Özdemir “Uygulamada Adil Yargılanma Hakkı” konusunda birer sunum gerçekleştirdiler.


 

YAZDIR
Yükleniyor...