HABERLER
  • Son Güncelleme : 24.04.2020 15:42
  • Haber Giriş : 26.04.2020 19:12
  • Etkinlik : 26.04.2020

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Nefret Söylemi İçeren Hutbesi Hakkında Açıklamamızdır

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, 24 Nisan 2020 Cuma günkü hutbesinde kamu görevlisi olma sıfatını ve dolayısıyla eşit davranma yükümlülüğünü ihlal ederek LGBTİ+ları, HIV ile yaşayan bireyleri ve nikahsız yaşama pratiklerini hedef alan açıklamalarda bulunmuştur. Diyanet İşleri Başkanı’nın bu söylemleri; hukukun evrensel ilkelerine, T.C. Anayasası’na ve Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine aykırılık teşkil eden nefret söylemleridir.

Toplumun belirli bir kesimine karşı nefreti teşvik eden söz ve düşünce açıklamalarını içeren nefret söylemleri, ifade özgürlüğünün koruma alanına dâhil değildir. Bilakis, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), devletlerin nefreti yayan, teşvik eden, yücelten veya gerekçelendiren ifadelere karşı yaptırım getirmesinin meşru, hatta kimi hallerde gerekli olduğunu vurgulamaktadır (Erbakan v. Türkiye, Başvuru No: 59405/00, 06/07/2006). Mahkeme, nefreti teşvik eden ifadeler bakımından doğrudan şiddet çağrısının varlığını aramamakta, ciddi ve önyargı dolu ifadelerle toplumun belirli bir kesiminin aşağılanmasını veya lekelenmesini de ifade özgürlüğünün sınırlandırılması bakımından yeterli görmektedir. AİHM, eşcinselliğin HIV/AIDS’i yaydığı yönündeki spekülasyonları içeren broşürlerin bir eğitim kurumunda dağıtılmasını incelediği başvuruda, söz konusu söylemleri ifade özgürlüğü içinde görmemiş, uygulanan idari para cezasının demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı bir müdahale olduğuna karar vermiştir (Vejdeland ve Diğerleri v. İsveç, Başvuru No:1813/07, 09/02/2012).

Prof. Dr. Ali Erbaş’ın cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve özel hayatın gizliliği kapsamına giren sağlık durumuna yönelik bu ifadeleri de alenen nefreti teşvik etmekte, doğrudan LGBTİ+ toplumunu ve HIV ile yaşayan bireyleri hedef göstererek halkın bir kesimini, adı anılan kesimler üzerine kışkırtmaktadır. Devletlerin nefret söylemlerinin önlenmesi için politikalar üretmek ve bu söylemlere karşı yaptırım uygulamak gibi yükümlülükleri varken, bizzat bir kamu kurumu başkanının bu tür bir nefret söylemi üretmesi kabul edilemez.

Bu tür söylemler, son yıllarda başkaca üst düzey kamu kurumu temsilcileri tarafından da sıklıkla tekrarlanmakta ve herhangi bir yaptırımla karşılaşmamaktadır. Söz konusu söylemlere karşı yapılan suç duyuruları neticesiz kalmaktadır. Bu durum, LGBTİ+ toplumuna yönelik saldırıların artmasına, ayrımcılık ve nefretin derinleşmesine ve yaşam hakkı dahil ciddi insan hakları ihlallerinin devam etmesine yol açmaktadır. HIV ile yaşayanlar da dahil olmak üzere bütün LGBTİ+'lara, nikahsız birliktelikte bulunanlara ve bir bütün olarak dezavantajlı bütün gruplara karşı ayrımcılık, ötekileştirme, dışlama ve nefret iklimini besleyen söz konusu beyanlar, Türkiye'nin insan hakları hukuku yükümlülükleri ışığında kabul edilebilir değildir. Üst düzey kamu kurumu temsilcilerinin LGBTİ+ toplumuna yönelik ürettiği nefret söylemlerine karşı uluslararası insan hakları hukukuna uygun şekilde genel bir önlem alınmasının gerekliliğini ve aciliyetini hatırlatarak sorumlu kamu kurumlarını harekete geçmeye çağırıyoruz. Konunun takipçisi olacağımızı saygıyla kamuoyuna duyururuz.

 İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi

YAZDIR
Yükleniyor...