HABERLER
  • Son Güncelleme : 16.01.2020 10:33
  • Haber Giriş : 15.01.2020 09:46
  • Etkinlik : 14.01.2020

Rekabet Kurulu’nun 12 Banka Kararının Danıştay 13. Dairesi Tarafından Karar Düzeltme Aşamasında Bozulmasının Mevcut ya da Açılması Muhtemel Tazminat Davalarına Etkisine İlişkin Kısa Bilgi Notu

A. Geçmişten Bugüne Sürecin Gelişimi ve İdari Yargı Boyutundaki İhtimaller

  1. Rekabet Kurulu ("Kurul"), 12 banka hakkında kredi kartı faiz oranlarına ilişkin yapılan şikâyet üzerine başlattığı ön araştırma neticesinde soruşturma açılmasına karar vermiş ve yürütülen soruşturma sonucunda; 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararıyla ("12 banka kararı") 12 bankanın mevduat, kredi ve kredi kartı piyasalarında, rekabeti sınırlayıcı yatay bir uzlaşma gerçekleştirmek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ("RKHK") 4. maddesine aykırı davrandıkları sonucuna ulaşmıştır.169 sayfadan müteşekkil olan gerekçeli karardan anlaşıldığı kadarıyla, Kurul; 7 bankanın katıldığı mevduat ve kredi faizlerini konu alan bir çerçeve anlaşma ile başlayan ihlalin, 2010 yılından sonra kredi kartı piyasasını içerecek şekilde genişlediği ve 2011 yılına kadar devam ettiği tespitinde bulunmuştur. Diğer taraftan Kurul, bahsi geçen dosya özelinde devam eden tek bir ihlal/uzlaşma kurumundan istifade etmiş ve elde edilen deliller ekseninde bankaları fiyat anlaşmasının tarafı olarak kabul etmiştir.
  1. 12 banka kararının Rekabet Kurumu’nun ("Kurum") web sitesinde yayımlanması ve yaygınlaşması ile kazanılan bilinçle, üç kat tazminat taleplerini konu alan tazminat davalarının sayısı önemli bir ivme kazanarak, sayıca ciddi bir ölçeğe ulaşmıştır. Açılan davaları takiben ilk derece mahkemelerin genel yaklaşımı, Kurul kararının kesinleşmesinin bekletici mesele haline getirilmesi yönünde olmuştur. Bununla birlikte, bazı ilk derece mahkemeleri tarafından muhtelif tarihlerde bir, iki ve üç katına ilişkin olmak üzere tazminata hükmedilen kararlar da tesis edilmiştir (12 banka kararını takiben açılan tazminat davaları sonucunda ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay tarafından verilen kararların usul hukuku ve maddi hukuk perspektifinden değerlendirmesini konu alan ampirik bir çalışma için bkz.Kerem Cem Sanlı/Buğra Kesici/Cihan Doğan, Güncel Yargı Tatbikatı Işığında Rekabet Kurulu’nun 12 Banka Kararı Üzerine Açılan Tazminat Davaları Bağlamında Ampirik Bir İnceleme, Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi, C. XXXIV, S. IV, Ankara 2018, s. 123 vd.).
  1. Kurul kararını takiben tüm bankalar, Ankara İdare Mahkemeleri nezdinde kararın iptal edilmesi için dava ikame etmiş, ancak bu davalar, Ankara 2. İdare Mahkemesi tarafından dosyadaki delil durumu ve delillerin iktisadi analizi gözetilerek, hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir* (örnek olarak bkz. HSBC Bank Anonim Şirketi tarafından açılan iptal davası sonrasında verilen Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin 05.12.2014 tarih ve 2014/128 E. 2014/1397 K. sayılı kararı). Bunun üzerine, tüm bankalar Ankara 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında Danıştay nezdinde temyiz başvurusunda bulunmuş, ancak bu başvurular da bozma sebeplerinin bulunmadığı gerekçesi ile Danıştay 13. Dairesi tarafından reddedilmiştir (örnek olarak bkz. HSBC Bank’ın temyiz başvurusu üzerine verilen Danıştay 13. Dairesi’nin 16.12.2015 tarih ve 2015/2889 E. 2015/4610 K. sayılı kararı).
  1. Karar düzeltme başvurusunda bulunabilmesi için gerekli olan süreyi kaçırması dolayısıyla Kurul kararının hakkında şeklen kesinleştiği (bkz. Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin 19.01.2017 tarih ve 2014/2000 E. sayılı kararı) QNB Finansbank Anonim Şirketi ("Finansbank") dışındaki diğer tüm bankalar, Danıştay 13. Dairesi’nin temyiz sonucunda verdiği kararlara karşı karar düzeltme başvurusunda bulunmuştur. Alışılagelenin dışında, yaklaşık dört buçuk yıllık bir zaman dilimi sonrasında yapılan değerlendirme sonucunda Danıştay 13. Dairesi; “12 bankanın tamamının mevduat, kredi, kredi kartı ve kamu mevduatı hizmetlerine ilişkin olarak tek bir çerçeve anlaşma veya ortak plan dahilinde belli bir koordinasyon içerisinde hareket ettiğinin ve ihlale katılan teşebbüslerin söz konusu çerçeve anlaşma veya ortak plandan haberdar olduğunun yeterli seviyede (makul şüphenin ötesinde) bir ispat standardı ile ortaya konulamadığı, bu hususlara ilişkin dava konusu Kurul kararında yer alan tespitlerin gerekli deliller ile desteklenmediği dolayısıyla davalı idare tarafından eksik incelemeye dayalı olarak işlem tesis edildiği gerekçesiyle”, anılan yaklaşımın tazminat davalarına etkisini de gözetmek suretiyle, başvuruda bulunan tüm bankaların karar düzeltme istemlerini oyçokluğuyla kabul ederek, Ankara 2. İdare Mahkemesi tarafından verilen kararların bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmesini sağlamak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir (örnek olarak bkz. HSBC Bank’ın karar düzeltme talebi sonrası verilen Danıştay 13. Dairesi’nin, 21.05.2019 tarih ve 2016/3513 E. 2019/1777 K. sayılı kararı).
  1. Danıştay 13. Dairesi’nin yukarıda kısmen alıntıda bulunulan karar düzeltme talebine ilişkin gerekçeli kararından da anlaşılabileceği gibi, tüm bankalar özelinde etkili olacağı anlaşılan bozma kararı üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesi’nin konu hakkında yeni bir karar vermesi gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ancak, Kurum’un internet sitesinde 29.07.2019 tarihinde yayınlanan kararlardan anlaşıldığı üzere Ankara 2. İdare Mahkemesi kararında şu ifadelerle direnmiştir:“(…)Bu durumda, soruşturma raporu ve ekleriyle dosyada mevcut tüm bilgi, belge ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; soruşturma konusu bankaların mevduat, kredi, kredi kartı hizmetleri, faiz oranlan ve birtakım ücretlerin belirlenmesi konularında piyasada rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama etkisi doğuran veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olan anlaşma ve uyumlu eylem içerisinde bulundukları, ticari sır niteliğindeki bilgileri birbirleriyle paylaştıkları, piyasaya yönelik kararların uyum ve müzakere içinde beraberce alınmasına yönelik irade mutabakatı doğrultusunda hareket ettikleri, bu mutabakat kapsamında kararlaştırılan hususların hayata geçirildiğinin iktisadi analiz ve grafiklerle sabit olduğu dikkate alındığında, söz konusu anlaşma ve uyumlu eylemlerin tarafı olan davacı banka tarafından 4054 sayılı Kanun'un 4.maddesinin ihlal edildiği sonucuna varıldığından, (…) idari para cezası uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararın da hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; Danıştay 13. Dairesinin "Bozma" kararına uyulmayıp, 30/01/2015 tarih ve E:20I4/313, 2015/128 sayılı Mahkememiz kararında ısrar edilmesine, davanın reddine, (…) kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 19/07/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi (…)” Direnme kararıyla, uyuşmazlık Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu ("DİDDGK") tarafından karara bağlanacaktır. DİDDGK’nın karar düzeltme sonucunda verilen kararı haklı bulması, Kurul’un yeni bir karar alması; ilk derece mahkemesinin direnme kararını yerinde bulması ise, sürecin Kurul kararının kesinleşmesi ile sonlanması anlamına gelecektir.

B. Mahkemelerin Özel Hukuk Davalarında Sergileyebileceği Muhtemel Yaklaşım Üzerine Kısa Bir Değerlendirme

RKHK’da Kurul ile hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkiye dair açık bir düzenleme bulunmamaktadır (bkz. ve krş. RKHK 59). Bu konuda RKHK’da herhangi bir kısıtlama öngörülmediği ve tazminat taleplerinin karara bağlanmasının hukuk mahkemelerinin görev alanına girdiği dikkate alınarak, rekabet hukukunun ihlalinden kaynaklanan tazminat taleplerinin prensip olarak hukuk mahkemeleri tarafından serbestçe karara bağlanabileceği tespitinde bulunulabilir. Nitekim doktrindeki çoğunluk görüşü de bu doğrultudadır.

Ne var ki, Yargıtay’ın başta çelişkili kararların ortaya çıkmasının önüne geçilebilmesi gelmek üzere, Kurum’un rekabet hukuku ve iktisadi analiz konusundaki yetkinliği ile delillere erişim noktasında RKHK’dan kaynaklanan özel yetkilerinin varlığını dikkate alarak, yerleşik hale geldiği söylenebilecek olan kararları tam aksi yöndedir. Buna göre; rekabet hukukunun ihlali açısından yapılacak değerlendirme Kurul tarafından yapılmaksızın ve bu yönde verilen karar kesinleşmeksizin tazminat davasının ilk derece mahkemesi tarafından karara bağlanabilmesi mümkün değildir. Yargıtay, sorgulanmaya ziyadesiyle açık olacak şekilde, bir müddet (RKHK’da öngörülmeyen) bu durumu dava şartı olarak nitelendirmiş ve Kurul kararı olmaksızın açılan tazminat davalarını erken dava gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddetmiştir. Devamında ise, bu yaklaşımı bir miktar esneterek, Kurul kararının kesinleşmesinin bekletici mesele haline getirilmesi yönünde karar vermeye başlamıştır. Bu yaklaşım doğrultusunda açılan bir tazminat davasında ilk derece mahkemeleri, tazminat sorumluluğuna hükmetmeden önce, konuya dair Kurul tarafından verilen ve kesinleşmiş bir ihlal kararının varlığını aramaktadır. Şayet bir ihlal kararı bulunmamakta, ancak örneğin Kurum bünyesinde devam eden bir önaraştırma veya soruşturma bulunmaktaysa, idari yargı süreci sonuçlanıncaya kadar bu durum mahkeme tarafından bekletici mesele haline getirilmektedir. Diğer taraftan, şikayetler Kurul tarafından reddedilerek hukuka aykırılığın bulunmadığı yönünde karar verilmiş (ve bu karar kesinleşmişse) mahkemeler de hukuka aykırı bir fiil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermektedir (Yargıtay’ın yaklaşımı, doktrindeki görüşler ve ayrıntılı değerlendirme için bkz. Buğra Kesici, Rekabet Hukukunun İhlalinden Kaynaklanan Haksız Fiil Sorumluluğu, İstanbul 2017, s. 384 vd.).

Belirtmek gerekir ki, kesinleşmiş Kurul kararı hukuk mahkemeleri nezdinde görülen tazminat davaları bakımından "hukuka aykırılık" unsuru özelinde temel alınmaktadır. Bunun anlamı şudur: Kesinleşmiş Kurul kararı, yargılama esnasında hukuka aykırılık unsurunu tartışma konusu olmaktan çıkarmaktadır. Bununla birlikte, zarar, nedensellik bağı, kusur ya da aktif veya pasif husumet ehliyeti yokluğu gibi diğer kurucu unsurların tartışılması ve bunlardan herhangi birinin bulunmaması nedeniyle tazminat davasının reddedilmesi önünde herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bununla birlikte, kesinleşmiş Kurul kararının delil niteliği doktrinde tartışmalıdır. Sürecin işleyişine ilişkin farklı öneriler bulunmakla birlikte, delil değerlendirmesi özelinde temel iki yaklaşım mevcuttur: İlki, kesinleşmiş Kurul kararının kesin delil teşkil ettiği yönündedir. İkincisi ise, kesinleşmiş Kurul kararının mahkeme nezdinde yürütülen yargılama açısından kuvvetli bir takdiri delil olarak değerlendirilebileceği doğrultusundadır [bkz. ve krş. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ("HMK") 303]. Uygulamaya bakıldığında ise, mahkemelerin oldukça istisnai durumlar dışında, Kurul kararının aksi yönde karar verme ihtimalinin oldukça düşük olduğu görülmektedir.

Gelinen aşamada, idari yargı süreci devam ettiği için, özel hukuk davalarının belirsizliğini koruduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Zira, Kurul kararı kesinleşmemiş olup, yukarıda anlatıldığı üzere idari yargı sürecinde, DİDDGK’nın kararı beklenmektedir. DİDDGK’nın Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin direnme kararını onaması halinde, Kurul kararı kesinleşmiş olacağı için, adli mahkemelerin tazminat davalarını incelemeye girişeceği değerlendirilebilir. Ancak, sürecin DİDDGK’nın direnme kararını kaldırması ile sonuçlanması halinde, hukuka aykırılık tespitini içeren hüküm de ortadan kalkmış olacaktır. Yargıtay ve ilk derece ile bölge adliye mahkemeleri tatbikatta konuyu hukuka aykırılık unsuru açısından ihtiyari bekletici mesele haline getirdikleri dikkate alındığında, bu ihtimalde; açılmış ve açılacak tazminat davalarının bekletilmeye devam edileceği, yani Kurul’un yeniden inceleme yapıp karar vermesine, hatta bu yeni kararın kesinleşeceği idari yargı süreci boyunca hukuk mahkemelerinin tazminat davalarını inceleyip neticelendirmekten imtina edeceği değerlendirilmektedir.

İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi

 



*        İhlalde bulunduğu tespitinde bulunulan bankaların (sırasıyla); iptal davası, temyiz ve karar düzeltme başvurularında bulunmasına ilişkin detaylar ve özellikle mahkeme kararlarına erişim için bkz. (Çevrimiçi) https://www.rekabet.gov.tr/tr/Davalar

 

YAZDIR
Yükleniyor...