HABERLER
  • Son Güncelleme : 23.10.2019 13:47
  • Haber Giriş : 22.10.2019 18:07
  • Etkinlik : 12.10.2019

Neden Parlamenter Sistem? Hangi Parlamenter Sistem?

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ‘Neden Parlamenter Sistem? Hangi Parlamenter Sistem?’ konulu 2 oturumlu panel ve forum 12 Ekim 2019 Cumartesi günü saat 10.00’da baromuz merkez bina konferans salonunda yapıldı.

Hangi parlamenter sisteme neden geçilmesi gerektiği, konunun uzmanları tarafından yasama-yürütme ve hukuk devleti açısından ele alınarak değerlendirildi.

Toplantının açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, “Düzenlediğimiz bu etkinlikle Baro olarak, geleceğe yönelik planladığımız bir Türkiye geçeğinin bayrağını açıyoruz, bayrak gösteriyoruz” dedi.

2017’den bu yana değiştirilen sistemin, bir süre sonra aslında basit bir sistem değişikliği olmadığını, buna rejim değişikliği demenin de abartı olmayacağının yaşayarak görüldüğünü belirten Durakoğlu, Kuvvetler ayrılığını tümüyle ortadan kaldıran ve kuvvetler birliğine dönüştüren sürecin ülkeyi zora soktuğunu bildirdi.

Konuşmasında yürütmenin başı tarafından yargının nasıl baskı altına alındığına ilişkin örnekler veren Mehmet Durakoğlu, siyaset kurumunun yürütme üzerinden yürüyen bir kurum haline geldiğini, TBMM’nin yasama organı olmaktan çıktığını ve kanun üzerinde çalışan bir komisyon durumuna indirgendiğini ifade etti. Durakoğlu, siyaset parlamentodan koptuğu andan itibaren rejimin adına artık demokrasi demenin mümkün olmadığını söyledi. Durakoğlu sözlerini şöyle tamladı: “İstanbul Barosu olarak biz, önümüzdeki dönem içersinde net bir biçimde artık Türkiye’nin parlamenter rejime dönmesi gerektiğine ilişkin bir tavır içinde olacağız. Böyle gitmez… Biz hukuk devleti istiyoruz, biz bağımsız yargı istiyoruz, biz demokrasi istiyoruz”.

Açılış konuşmasından sonra panel oturumlarına geçildi. İlk oturumu İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu yönetti.

Bu oturumda Sabancı Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Türkiye’de siyasal rejim ve yasama-yürütme ilişkilerinin evrimi üzerinde durdu.

Kalaycıoğlu, Türkiye’nin yaşadığı beş siyasal rejimle ilgili bilgi verdi. Kalaycıoğlu 1920, 1921,1924, 1980, 2010 değişikliklerinin nitelikleri üzerinde durdu. Kalaycıoğlu sonuç olarak, bugün Türkiye’deki yönetim sisteminin demokrasi olmadığını belirterek “Demokraside Kanun Hükmünde Kararname çıkarılmaz. Demokrasinin temel ilkeleri başkanlık sistemine aykırıdır” dedi.

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Türkiye’deki hükümet sisteminin demokratik olduğunu düşünmediğini söyledi. Ortada bir sandık olması ve seçim yapılmasının rejimi demokratik yapmayacağını belirten Boyunsuz, seçimin demokratik olması için bu göreve gelişin adil ve özgür olması, siyasi rekabetin eşit koşullarda gerçekleşmesi ve medeni ve siyasal hakların korunuyor olması gerektiğini bildirdi.

Boyunsuz, özetle şöyle konuştu: “Türkiye’de bu kuralları göremiyoruz. Göreve geliş bakımından 2010 referandumunun bir kırılma noktası olduğunu, 2013’den sonra Türkiye’de demokrasinin kaybolduğunu ve otoriter bir rejime dönüştüğünü düşünüyorum. Türkiye özgür olmayan ülke statüsüne geriledi. Türkiye demokrasiye bir mücadeleyle dönecektir. Yeni bir anayasa olmadan sistem düzelmez. İstediğimiz hukuk devleti, demokratik rejim ve öngörülebilirliktir”.

Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Didem Yılmaz, 6771 sayılı Anayasa Değişikliği hakkındaki kanunun yasama organının temsil yetkisi üzerindeki etkileri konusunu ele aldı.

Siyaseti oluşturan temsil yetkisinin önemi üzerinde duran Yılmaz, 2010 referandumu ile temsilde bir dönüşümün de başladığının görüldüğünü,  yasama organı TBMM’nin yetkilerinin kısıtlandığını, siyasal Partiler Kanunu ve Seçim Kanununda bir değişiklik yapılmadığını bildirdi. Yılmaz, “Temsil yetkisinin hukuki temelleri eksiktir. Böyle bir ortamda hukuki temelleri eksik bulunan temsil yetkisinin tam olarak kullanıldığını söylemek mümkün değil” dedi.

Toplantının ikinci oturumunu İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Nazan Moroğlu, yönetti.

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özen Ülgen Adadağ, Anayasa Mahkemesinde bulunması gereken nitelikler ve özelliklerini anlattı. Anayasa Mahkemesinin hükümet sistemi ile ilgili bir kurum olmadığının altını çizen Adadağ, hukuk devleti olabilmek için her sistemin Anayasa Mahkemesine ihtiyacı bulunduğunu söyledi. Bu ihtiyacın nedenleri üzerinde duran Adadağ, sunumunda hangi parlamenter sistemde hangi anayasa mahkemesi Türkiye için daha uygun olur, Anayasa Mahkemesinin üye yapılanması, bu yapılanmanın kararlara etkisi ve karar verme sürecine ilişkin hususlar üzerinde durdu.

Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Çelik, Hukuk devletinde ve otoriterliğe geçiş süreçlerinde yargının yönetimine ilişkin kimi gözlemlerini anlattı.

Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolga Şirin, cumhurbaşkanı ve yargı süreci üzerinde durdu.

2017 Anayasa değişikliğinin siyasal cezasızlığa yöneldiğini belirten Şirin, “Cumhurbaşkanı ve bakanlar yönünden soruşturmaların giderek zorlaştırıldığını görüyoruz. Soruşturma yapılabilmesinin önünde cumhurbaşkanlarının yetkileri bir engel oluşturuyor” dedi.

Siyasi parti kapatma davalarının da farklılık taşımadığını kaydeden Şirin,  siyasi partinin kapatılmasına karar verecek olan Anayasa Mahkemesi üyelerini de cumhurbaşkanın atadığını vurguladı. Şirin, Anayasa Mahkemesine üye atama yöntemleriyle ilgili çeşitli ülkelerdeki uygulamalardan örnekler verdi.

Panel oturumlarının tamamlanmasından sonra foruma geçildi. Forumda hangi parlamenter sistem değerlendirmesi yapıldı. Foruma konuşmacı olarak Prof. Dr. Necmi Yüzbaşıoğlu, Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, Prof. Dr. Sibel Özel, Prof. Dr. Ali Kemal Yıldız, Doç. Dr. Tolga Şirin, Doç. Dr. Didem Yılmaz, Doç. Dr. Ahmet Yayla, Doç. Dr. Murat Sevinç, Dr. Mert Uygun, Av. Mehmet Durakoğlu, Av. Nazan Moroğlu katıldı. Konuşmacılar katılımcıların kendilerine yönelttikleri soruları yanıtladılar.

 

 

YAZDIR
Yükleniyor...