Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 11.07.2019 08:54
  • Haber Giriş : 02.07.2019 13:45
  • Etkinlik : 30.06.2019

Ve Sonuç Çok Güzel Oldu…

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, 30 Haziran 2019 Pazar günü, KRT Kültür Televizyonunda Taciser Ülkü Levent’in sunduğu Feminen Adalet adlı programda, 31 Mart ve 23 Haziran seçimleri ve yargı sorunları hakkında değerlendirmelerde bulundu.

İstanbul Barosu olarak her seçimde seçmen iradesinin sandığa yansıması için, -hukuki bir açık söz konusuysa- o açığı kapatmaya çalışan eğitsel çalışmalar yaptıklarını belirten Durakoğlu, bunun siyasal bir tercih olarak ortaya konulmadığını söyledi.

31 Mart seçimine yapılan itirazlardan sonra YSK tarafından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçiminin iptal edildiğini belirten Durakoğlu, “ Bu kararı ben kendi açımdan ‘hukuk bilgimle alay ediliyor’ diye değerlendiririm. Kararın gerekçesi de ‘gerekçesiz bir gerekçe’ idi” dedi.

Mehmet Durakoğlu şöyle devam etti: “Demokraside ‘sandık’ dediğimiz olgu önemli bir enstrümandır. Belki her şey değildir, ama her şeyin ilkidir. Demokraside sandık ‘seçme’ yeterliliğini gösterebildiği kadar ‘değiştirebilme’ yeterliliğini de göstermelidir. Sandık her zaman onu önümüze koyanları seçmek için yapılan plebisit ya da referandum amaçlı değildir. Sandık değiştirebilmelidir”. 

YSK’nın 31 Martta yapılan seçimi iptal etmesiyle sandığın değiştirebilir yeteneğinin ortadan kalktığını, hukuksuzluğun yargı eliyle meşrulaştırıldığını, bunun demokrasi için büyük bir tehdit olduğunu vurgulayan Durakoğlu, şunları söyledi: “O nedenle 23 Haziran seçimlerine 31 Mart seçimlerine baktığımız gibi bakamazdık. En etkin bir biçimde o müdahaleyi nasıl yapabiliriz diye düşündük ve bu çerçevede baro olarak demokrasiyi kaybetme tehlikesi karşısında davranış biçimini tespit etmemiz gerektiğine karar verdik. Demokrasinin hukuka ihtiyacı vardı ve İstanbul seçiminde biz kendimizi bu ihtiyaçla karşı karşıya bulduk. Bu çerçevede bazı girişimlerde bulunmak gerekiyordu ve demokrasi nöbetleri de onlardan biridir. Bu nöbetlere 8 bin avukat katıldı ve Türkiye’nin her yerinden baro başkanları ve meslektaşlarımız katıldı. Bu bir dayanışma nöbetiydi ve sadece avukatlar değil, emek dünyası, meslek odaları, sanatçılar eyleme destek verdiler. Tüm bu gruplarla ortak bir bildirge yayınladık ve demokrasiye sahip çıkacağımızı kamuoyuna bildirdik. Sonuç olarak demokrasiye sahip çıktık. Ve sonuç çok güzel oldu”.

Durakoğlu, programın kalan bölümünde yargı sorunları üzerinde değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de sadece yargının, yargıdan ibaret olmadığının altını çizen Mehmet Durakoğlu, günümüzde yargının özellikle siyaset kurumunun proje üretemediği alanlarda, üretilemeyen projenin gereğini yerine getiren ve bu nedenle de toplumu dönüştüren bir tabloyu ortaya koyduğunu bildirdi.

 

 

 

YAZDIR
Yükleniyor...