Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 13.05.2019 09:56
  • Haber Giriş : 10.05.2019 16:23
  • Etkinlik : 10.05.2019

10-16 Mayıs Engelliler Haftası Münasebetiyle Kamuoyuna Duyurumuzdur

Bilindiği gibi birleşmiş milletler 1992 yılında aldığı bir kararla 10-16 mayıs haftasını engelliler haftası olarak kabul etmiştir. Bu karar doğrultusunda üye 156 olan ülkede her yıl kararlaştırılan programlar çerçevesinde:

• 10 Mayıs Engelliler Haftasının açılışı
• 11 Mayıs Görmeyenler günü
• 12 Mayıs İşitme ve Konuşma Kusurluları günü
• 13 Mayıs Ortopedik Engelliler günü
• 14 Mayıs Zekâ ve Ruhsal Engelliler günü
• 15 Mayıs Güçsüz Yaşlılar ve Korunmaya Muhtaç Çocuklar günü
• 16 Mayıs Engelliler Haftasına genel bakış.

etkinlikler yapılmaktadır.

2005 yılından itibaren farklı tarihlerde yürürlüğe giren çeşitli kanunlar ve yönetmeliklerle, beklenenin aksine, engelli vatandaşlarımızın haklarını kullanamadıkları, ciddi mağduriyetler yaşadıkları görülmektedir. Doğrudan engelli vatandaşlarımıza yönelik olmayan farklı mevzuatlarda ise engelli vatandaşlarımızın hakları yok sayılmaktadır.

Engelli vatandaşlarımıza kanunlarla tanınan birçok hak, özellikle son düzenleme sonrası sağlık kurulu raporlarına getirilen değerlendirme ve uygulama kısıtlamalarıyla kullanılamaz haldedir. Yürürlükteki mevzuatı kamu görevlilerinin çoğunun bilmemesi, kamu görevlilerinin mevzuatı uygulamakta isteksiz olması, engelli bireylerin birçok kurum ve kuruluşta kötü muameleye maruz kalmasına, haklarına erişememesine sebebiyet vermektedir. Yasalar açıkça çiğnenmekte, engelli vatandaşlarımız yasanın açık düzenlemelerine uymayanlar tarafından sürekli olarak mahkemelerde dava açmak zorunda bırakılmaktadır. Engelli vatandaşlarımızın uğradıkları Ayrımcılık suçuna dair cezasızlık döngüsünü kıracağı söylemiyle Türk Ceza Kanunu’na eklenen ve 2014’te son şeklini alan 122. Madde ne yazık ki nefret saiki aranması nedeniyle işlevsiz hale gelmiştir.

Bugün engellilerin eğitim hakları yok denilecek düzeyde karşılanabilmekte, engelli bireyler gönderildikleri eğitim kurumlarında kendi kaderine terkedilmektedir. Özellikle özel eğitim sınıflarında eğitim adına utanılacak tablolar söz konusudur. Bu kurumlarda eğitimciler engelliyi eğitecek bilgi ve beceriyi kazanacak donanıma ve eğitime sahip değildir. Araç gereç temini yok denilecek düzeydedir. Özel sınıfların mekan sorunları çözülememiştir. Rehabilitasyon ve özel eğitim kurumları adeta gecekondu tarzıyla ve devletten para almak amacıyla faaliyet göstermekte olup, ihtiyacı  karşılamaktan daha çok,  yeni sorunlara sebep teşkil etmektedirler.

İstihdam politikaları engellilerin iş sahibi olmasını sağlamaktan uzaktır. Gerçekten de kamu sektöründe ve özel sektörde engelli kontenjanları doldurulamamıştır. Özel sektörde engelliler kağıt üzerinde istihdam edilmekte, diğerleri ise mesleki yetenekleriyle alakasız konumlarda çalıştırılmaktadır. İstihdam şartlarını karşılamayan işverenlere kesilen cezalar engellilerin istihdamı için etkin şekilde kullanılamamaktadır. İş-kur tarafından yapılan faaliyetler sorunun çözümüne yeterli katkı sağlayamamaktadır.

Erişilebilirliğe dair standartların karşılanması bir yana, kamu başta olmak üzere sonradan yapılan kamuya açık çevre düzenlemeleri, yeni inşa edilen yapılarda dahi bu kurallara uyulmamakta, denetim görevi lafta kalmaktadır. Erişilebilirliğin denetimleri neticesi kesilen para cezaları erişilebilirliğin sağlanması faaliyetlerini etkin olarak desteklememektedir. Bu alanlarda atılan her adım, yapılan her faaliyet bir yerde ölü bir maliyete dönüşmekten kurtulamamakta, karmaşa bir türlü giderilememektedir. Nihayetinde tüm bu alanlarda tam bir keşmekeşlik hakimdir.

Devletin engelli bireylere yaptığı parasal yardımların engellilerin haklarının karşılandığı anlamına gelemeyeceği de gözden uzak tutulmamalıdır. Yapılan düzenlemeler ve gösterilen çabaların sahaya yansımasının, farkındalığın sağlanmasından geçtiği unutulmamalıdır. Bunun ise, gecekondu tarzı oluşumlarla değil, sağlıklı bir örgütlenme organizasyonuyla başarılacağı muhakkaktır.

Yaşlılarımızın en temel insan hakkı olan barınma, sağlık ve beslenme imkanları dahi sağlanamamaktadır. Adında "huzur" bulunan yaşlı bakım evleri adeta tecritli ölüm haneleri durumundadır. Yaşlı insanlarımız, varsa ekonomik avantajlarının veya çocuklarının insaf ve imkanlarına muhtaç halde yaşamaya çalışmakta, yoksa bir köşede çaresizlik içinde ölümü beklemektedir. Resmi bakım evleri, Evde bakım, evde sağlık gibi hizmetler bu insanların büyük bir çoğunluğuna ulaştırılamamaktadır. Bu insanların yaşam kalitesi yaşlarıyla birlikte sürekli düşmektedir.  Emekli maaşı veya 2022 sayılı kanun kapsamında verilen ödemelerle geçinmek zorunda bırakılan yaşlı insanlarımızın bu gelirlerle hayatını idame ettirmesine imkan yoktur. Temel ihtiyaçlarının dahi karşılanamadığı bu insanlar için, diğer sosyal imkanlardan bahsetmenin yersiz olacağı açıktır.

Çocuklarımızla ilgili tablonun açıklanması değil bu satırlara, kitaplara dahi sığmayacak derecede korkunçtur. Ülkemizde bir çocuğun daha kaç yaşında zorunlu eğitime başlayacağı, ne tür bir eğitim programına tabi olacağı, ve hatta nerede eğitim alabileceği dahi belirsizdir. Bir çocuğun alacağı eğitim kalitesi yaşı ve yetenekleriyle değil, ailesinin sosyo ekonomik durumu ve yaşadığı şehirle ilgili olmaktadır. Çocuklar ailelerinin iradesi hilafına nispet ilim dışı eğitimlere mecbur edilmektedir. Bundan daha vahim olanı, tüm çocuklarımızın eğitim hakkından yararlandırılamıyor olmasıdır. Ülkemizin sokakları sahipsiz çocuklarla, işyerleri kaçak ve güvencesiz çalıştırılan işçi çocuklarla, mezarlıkları iş cinayetine kurban edilen, sağlık hizmetlerine erişemediğinden veya yeterli sağlık hizmeti alamadığından ölen minik bedenlerle doludur. Erken yaşta zorla evlendirilen, cinsel istismar mağduru olan çocuklarımızın korunup kollanması bir yana, bu sorunların üzerine düşürülen siyasetin ağır gölgesi altında gerçeklerle yüzleşilememekte, sorunlar yok sayılmaktadır. Çocuk tutukluların yaşadıkları hak ihlalleri artarak devam etmektedir. Unutulmamalıdır ki,  dünyaya gelen her can bir cihandır ve korunup kollanmaya muhtaçtır.

Bilinmesini isteriz ki; en büyük engel, engellenmektir. Ülkemizde de kabul edilen Engelliler Haftası vesilesiyle,  her zaman temel insan hak ve özgürlüklerinden ayrı düşünülemeyecek engelli haklarının savunucusu olduğumuzu, engelli vatandaşlarımızla ilgili hak ihlallerini adli ve idari mercilerde yakından takip etiğimizi tüm kamuoyuna duyururuz.

                       
İstanbul Barosu
Engelli Hakları Merkezi

 

YAZDIR
Yükleniyor...