Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Unvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 22.03.2019 10:02
  • Haber Giriş : 19.03.2019 17:09
  • Etkinlik : 18.03.2019

Baro Başkanları – Hukuk Öğrencileri Söyleşisi

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince düzenlenen Baro Başkanları – Hukuk Öğrencileri söyleşisi, 18 Mart 2019 Pazartesi günü saat 18.00’da İstanbul Barosu Merkez Bina Konferans Salonunda yapıldı.

Söyleşinin sunumunu gerçekleştiren İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Sekreteri Av. Ömeralp Pulatoğlu, söyleşinin18 Mart’ta düzenlenmesinin bir anlamı bulunduğunu, Türk tarihinin şanlı zaferi Çanakkale’nin 104. Anma gününü hukukun genç neferleriyle birlikte gerçekleştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Pulatoğlu, salonda bulunanları, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları, Çanakkale Şehitleri ve tüm şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşı’na davet etti.

Söyleşiyi İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Başkanı Av. Filiz Karaman yönetti. Karaman, kısa açılış konuşmasında “Çanakkale Zaferi’nin 104. Yılını kutladığımız bir zaman diliminde bunu genç hukukçu adaylarıyla birlikte özdeşleştirmek istedik. Çanakkale Zaferini bize armağan edenler de sizlerin yaşında tıp, hukuk öğrencileriydi. Bu benzerliği düzenlediğimiz bu söyleşi ile vurgulamak istedik” dedi.

Söyleşide ilk sözü İstanbul Barosu Önceki Dönem Başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal aldı. Kocasakal söyleşide ülke sorunlarına değindi. Türkiye’nin saldırı ve kuşatma altında bulunduğunu, ülkenin yangın yerine döndüğünü ve en ulusal sorunlarda bile bir araya gelinemediğini belirten Kocasakal, milletin kutuplaştırıldığını,  ülkenin üretmeden tükettiğini ve açlığa doğru hızlı bir gidiş bulunduğunu anlattı.

Çanakkale Zaferi hakkında değerlendirmelerde bulunan Kocasakal, Türk’süz ve Atatürk’süz bir Çanakkale’nin düşünülemeyeceğini, Çanakkale ruhunun hem ‘Balkan Travması’nı ortadan kaldırdığını hem de modern haçlı seferine karşı İslamın savunulduğunu bildirdi.  

Günümüzde emperyalizmin taktik değiştirdiğini, artık silahla, askerle ülkelerin işgal edilmediğini belirten Ümit Kocasakal, bunun yerine ülkenin genetiği ve kimyasıyla oynanarak kılcal damarlarına girildiğini hatırlattı. Emperyalist ülkelerin Türkiye üzerindeki oyunlarının bazı kırılma noktaları yarattığını kaydeden Kocasakal, ilk kırılmanın Atatürk’ün ölümüyle başladığını, ikinci kırılmanın Köy Enstitülerinin kapatılması, üçüncü kırılmanın çok partili demokratik siyasi parti düzenine geçilmesi, dördüncü kırılmanın Türkiye’nin NATO üyeliğine kabulü ve son kırılmanın da 12 Eylül 1980 darbesi ile gerçekleştiğini anlattı.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu ise genel olarak hukuk, avukatlık, baro ve hukuk öğretimi konuları üzerine yoğunlaştı.  

Çanakkale Zaferinin 104. Yılını anarak sözlerine başlayan Durakoğlu, Çanakkale Zaferinin, Türk halkının ulus olmasına evrilmesinde önemli kilometre taşlarından biri olduğunu söyledi. Durakoğlu, “Bugün varlık nedenimiz olarak niteleyebileceğimiz böylesine önemli kilometre taşında bu insanları hayırla yâd etmek gerekiyor. Bugün onların varlığıyla ayaktayız” dedi.

Son 10 yılın hukuk mücadelesine değinen Mehmet Durakoğlu, Cemaat ve iktidarın en güçlü işbirliği içinde oldukları günlerde bir takım davaların gündeme geldiğini, dijital sahte deliller üreterek insanları tutuklayıp, mahkeme görüntüsü altında yargıldıklarını, bu olaylar karşısında baronun verdiği hukuk mücadelesinin de tıkanma noktasına geldiğini bildirdi.  Sözün bittiği yerde baro yönetim kurulu olarak balyoz davasını bastıklarını belirten Durakoğlu, bu konuda yaşananları ayrıntılı olarak anlattı.

İstanbul barosunun 140 yıllık tarihinde böylesine onurlu ve üyelerine gurur verici öykülerin bulunduğunu hatırlatan Durakoğlu,  1980 darbesinden sonra Baro Başkanı Orhan Adli Apaydın ve yönetiminin verdiği mücadele sırasında baronun kapısının mühürlendiğini, başkan Apaydın’ın tutuklandığını ve bu süreçte Apaydın’ın hayatını kaybettiğini bildirdi.

İstanbul Barosunun böyle nice öyküleri bulunan bir kurumsallık olduğunu vurgulayan Durakoğlu, “Bu kurumsallığın ifade ettiği anlamı ve yükü her avukat ve geleceğin hukukçuları olarak sizler taşımak zorundasınız. Bu ülkenin avukatlığı sadece avukatlık değildir. Bu ülkenin avukatlığı hepimiz için özellikle baro gibi avukatların bir meslek örgütü olmasının ötesinde anlamlar taşıyan bir kurumsallığı yaşatmaktır. Geldiğimiz aşamada İstanbul Barosu bütün ülkede hukuk ve adalet arayan herkesin bir anlamda ‘arayış merkezi’ konumuna gelmiştir” dedi.

İstanbul Barosunu bir ‘direnç merkezi’ olarak niteleyen Mehmet Durakoğlu, baronun bütün darbelerin karşısında durabilmiş çok temel bir işlevselliği barındırdığını belirtti ve baronun 15 Temmuz darbesi daha yeni başlamışken, aldığı tavrı belgeleyerek darbeye nasıl direndiğini ayrıntılarıyla anlattı.  

İstanbul Barosu Başkanı, konuşmasının son bölümünde her geçen gün sayıları artan hukuk fakülteleri, hukuku öğretiminin kalitesi, avukatlık stajının yetersizliği ve Adalet Bakanlığında yapılan yeterlik sınavına ilişkin çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Sunumların tamamlanmasından sonra soru-cevap bölümüne geçildi. Başkanlar, öğrencilerin merak ettikleri konularda açıklamalar yaptılar ve sorulan soruları yanıtladılar.

Söyleşi, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Haydarpaşa Hukuk Kulübü Başkanı Seçkin Şenol’un teşekkür konuşmasıyla sona erdi.

YAZDIR
Yükleniyor...