|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
|
|
BİRİLERİNİN İSTEĞİNE GÖRE YARGI OLMAZ 2007 yılından bu yana hemen hemen her gün hukuk ve yargı konuşuluyor. Her gün yeni yeni komplo iddiaları ortaya atılıyor ve hukuku yeniden kendilerine göre yorumlama söz konusu oluyor. Oysa hiç kimsenin bunu yapmasına gerek yok. Yasal düzenlemeler ortada. Konunun çok da yoruma muhtaç olduğunu düşünmüyorum. CMK 250.maddesinin 1.fıkrasında hangi suçlar bakımından özel yetkili mahkemeler kurulacağı açıkça belirtilmiş. İkinci maddede birden fazla mahkemenin kurulabileceğine atıf yapılmış ve 3.maddede de 1.maddedeki suçlarla ilgili olarak yargılamaların yapılabileceği belirtilerek, orada bir istisnadan bahsetmiş. O istisna da bizi birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcılarla ilgili olarak 2802 sayılı hâkimler Savcılar yasasının 98.maddesine götürür. Orada da birinci sınıfa ayrılmış hâkim ve savcıların soruşturma ve kovuşturmalarının Yargıtay Üyeleri ile aynı doğrultuca yapılacağından bahseder. Yani bunlarla ilgili soruşturma ve kovuşturmanın Yargıtay’ca ya da Anayasa Mahkemesince yapılacağını amirdir. Bütün bu hükümler varken, özel yetkili bir savcının ‘ben yaptım oldu’ mantığıyla Erzincan Başsavcısına yaptıkları bugün bir kaos yaratmıştır. Ülkemizin en çok barışa ihtiyacı bulunduğu bir dönemde bunların yaşanmış olması gerçekte ülke için yargı için bir talihsizliktir. Hele hele Adalet Bakanlığının gece hazırlayıp da sabah 05.30’da medyaya servis ettiği açıklamasında soruşturmanın CMK 250.maddeye göre yapıldığına atıfta bulunması ve özel yetkili savcının bunu yapabileceğini belirtmesi de yoruma muhtaç olmayan maddelerin nasıl zorlandığının ve yargının birilerinin isteğine uygun kullanma çabasının ortaya çıkmasına yetmiştir. Herkesin kafasında bir fikir vardır. Olmalıdır da. Eyleme dönüşmediği, suç teşkil etmediği sürece bunları ifade de edebilmelidir. Böyle olunca hiçbir sorunla karşılaşılmamalıdır. Ama ‘ben yaptım oldu’ derseniz ve yandaş bir yargı ya da benzerlerini yaratmaya kalkarsanız, ortaya çıkan tablo işte bugün yaşadıklarımız gibi olur. Bir siyasi iktidarın temsilcisi olan Adalet Bakanının bu ülkenin yüksek mahkemeleriyle kavgalı olmasını anlamak mümkün değildir. HSYK ile Yargıtay’la, Danıştay’la Anayasa Mahkemesi ile kavganın anlaşılır tarafı yoktur. Hukukçular birilerine yandaş olmazlar. Hukukçular sadece Cumhuriyetin niteliklerine, değerlerine anayasalarına ve yasalarına yandaş olurlar. Cemaatlere hiçbir hukukçu yandaş olamaz. Çünkü onlar karşıt ve farklı bir yapılanma içindedirler. Cemaatlerin hukuku Cumhuriyetin hukuku olamaz. Cumhuriyetin hukuku 1923’den günümüze zaman zaman yapılan değişikliklerle süre gelen çağdaş bir hukuktur. Bizlere düşen, bu hukuk içinde kalarak insanların temel hak ve özgürlüklerini koruyup kollama mücadelesine devam etmektir. Büyük Atatürk’ün ‘Yurtta Barış, Dünyada Barış’ sözüne uygun olarak en çok barışa ihtiyacımız bulunan günlerde ülkemizde yaşanan bu kavgaları, sürtüşmeleri anlayabilmek ve kabul edebilmek mümkün değildir. Biliyoruz ki hiç kimsenin suç işleme konusunda ayrıcalığı yoktur. Hiç kimsenin de soruşturulmama, kovuşturulmama ayrıcalığı olamaz. Eğer bir suç varsa, suçlusu da mutlaka vardır. Ama suçlunun nasıl soruşturulacağını ve kovuşturulacağını yasalarımız açık ve net göstermektedir. Yapılacak olan sadece onları uygulayacak olan hukukçuları bağımsız ve tarafsız kılmaktır. Yoksa onları yandaş olmaya zorlamaya ya da siyasetin gölgesini yargının üzerine düşürmek değildir. Tarafsız ve bağımsız bir yargı olmadığı sürece bir devletin hukuk devleti olduğuna inanmak mümkün değildir. Av. Muammer Aydın İstanbul Barosu Başkanı (18.02.2009, Ruhsat Töreni konuşmasından) Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 11.02.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 13.01.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 07.01.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 30.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 24.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 03.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 19.11.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 12.11.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 05.11.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 30.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 08.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 01.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 03.09.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 26.08.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 23.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 16.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 09.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 01.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 18.06.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 11.06.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 04.06.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 21.05.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 14.05.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 30.04.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 09.04.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 26.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 19.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 12.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 05.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 26.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 19.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 12.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 05.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 29.01.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.01.2009 |
|
| İstanbul Barosu Orhan Adli Apaydın Sokak Baro Han K:2 34430 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: +90 (212) 251 63 25 - Fax: +90 (212) 293 89 60 - E-Posta: baro@istanbulbarosu.org.tr |