|
|||||||||||||||||
|
|||||||||||||||||
|
|
TEHLİKE BÜYÜKTÜR Hukuk bir kurallar bütünüdür diyoruz. Yargı bu bütünün içindedir ve en önemli bölümüdür. Ve yargılama iddia, savunma ve hüküm üçlüsünün ortak çabasıyla gerçekleşir. Savunma olmadan adaletin tecellisi mümkün değildir. Savunma yargılamanın en önemli ayağıdır. Adil yargılanma bir haktır. Adil yargılama ise kutsal bir görevdir. Bu nedenledir ki demokratik ülke yönetimlerinde yargı, yasama ve yürütme ile aynı düzeyde bir erktir. Bu üç erkin birbirine üstünlüğü söz konusu değildir. Biz buna hukukun üstünlüğü diyoruz. Hukukun üstünlüğünü ilke edinmiş bir devlette yargı bağımsız ve tarafsızdır. Ülke insanının en büyük güvencesidir. Ama Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ülkenin niteliği, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak tanımlanmasına rağmen, günümüzde buna aykırı gelişmelerin yaşandığını her geçen gün daha çok fark ediyoruz. Yasama ve yürütmeye egemen siyasal iktidarın yargıya da egemen olma çabalarını ibretle izliyor ve kaygı duyuyoruz. Anayasa değişikliklerinin referandumla kabulünden sonra daha geniş kapsamlı değişiklikleri gündeme getireceklerini ifade etmekten çekinmeyen siyasal iktidar, son günlerde YARSAV’a karşı tutumuyla bunun işaretlerini de vermiş bulunmaktadır. YARSAV bir meslek birliğidir. Kendi görev alanına giren konularda eleştiriler yapmakta ve uyarılarda bulunmaktadır. Demokrasilerde kitle örgütlerinin görevi budur. Bunu kendi özgürlük anlayışıyla bağdaştıramayanlar ülkede temel hak ve özgürlükleri nasıl koruyup genişleteceklerdir? Özgürlükler sadece yandaşlara özgü değildir. Bu anlayışın demokrasilerde yeri yoktur. Bunun ötesinde, 2007’den beri Silivri’de devam eden yargılamaların nasıl bir siyasi nüfuz ve etki ile sürdürüldüğünü tüm ülke görmektedir. İnsanların neden tutuklandıklarını, hangi suçtan yargılandıklarını öğrenmek istemeleri karşısında, mahkemece alınan ‘5 duruşmaya katılmama’ kararını ikinci bir ceza olarak niteliyoruz. Oysa şüphelilerin adil yargılanma adına, masumiyet karinesi gereğince ne ile suçlandıklarını sormaları ve öğrenmek istemeleri en doğan insan hakkıdır. Yargı, cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir baskı altındadır. Gerçekten önemli bir süreçten geçiyoruz. Hukukun temel kurallarıyla oynanarak, hukuk siyasallaştırılarak ülke yeni 12 Eylül’lere götürülmek isteniyor. Anayasa değişikliklerinin referandumda kabul edilmesi halinde, daha kapsamlı değişiklikler gelecek ve ülke yönetimi otoriter tek adam yönetimine teslim edilmiş olacaktır. Halen kamufle edilen bu sistem, HSYK ve Anayasa Mahkemesinin yapısının değiştirilmesiyle resmiyet kazanacaktır. Böylece çağdaş demokrasinin çanına ot tıkanacaktır. 1982 Anayasasında tam 17 kez değişiklik yapılmış ve 119 maddesi değiştirilmiştir. Ama bu değişikliklerin 15’i uzlaşmayla, ortak akılla yapılmıştır. 2007’den sonra yapılan iki değişiklik tek parti iktidarının dayatmasıyla yapılmış ve ikisi de anayasaya aykırılık iddiasıyla Anayasa Mahkemesine götürülmüştür. Anayasa Mahkemesi, referanduma sunulan son değişiklikleri maalesef bir orta yol bularak karara bağlamıştır. Oysa Anayasa Mahkemesinin görevi, ‘orta yol’ bulmak değildir. Anayasa Mahkemesinin görevi, gerçek anlamda objektif hukuku uygulayarak anayasanın usulüne, esasına ve ruhuna uygun olup olmadığını denetlemektir. Buna ilişkin kararını da hiç bir baskı altında kalmadan oluşturabilmektir. Ama maalesef Anayasa Mahkemesinin değişikliklerle ilgili son kararı bize, bu ilkeler doğrultusunda oluşturulamadığı izlenimini vermektedir. 132 yıldır hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü mücadelesini veren İstanbul Barosu, Atatürk’ün bize emanet ettiği çağdaş, demokratik, laik cumhuriyeti ve bu anlayışın hukukunu sonuna kadar savunacaktır. Bu sistemi değiştirmek isteyen çabalara şiddetle karşı çıkacak ve değiştirilme isteğine HAYIR diyecektir. Eğer karşı devrimciler bu direnişi kırarlarsa anayasanın ilk dört maddesi ile birlikte Türk kimliğini de anayasadan silip atacaklardır. Bu nedenle tehlike büyüktür. Çünkü ülkenin demokratikleşmesi ve gelişmesi önünde anayasanın ilk dört maddesini büyük engel olarak gördüklerini saklamıyorlar, açıkça söylüyorlar. Gizli gündemleri bulunanlar, cumhuriyetle hesaplaşmak isteyenler ve kendi tasarladıkları bir düzeni kurmak isteyenler aldanıyorlar. Çünkü kanla, emekle, inançla kurulmuş Türkiye Cumhuriyetinin bir omuz darbesiyle yıkılabileceğini sanıyorlar. Cumhuriyetin kuruluşunda gereken bedel ödenmiştir. Artık bu ülkenin yeni bedeller ödemeye ihtiyacı yoktur. Av. Muammer Aydın İstanbul Barosu Başkanı (12.08.2010, Ruhsat Töreni konuşmasından) Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 29.07.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 22.07.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.07.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 08.07.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 01.07.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 17.06.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 03.06.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 20.05.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 13.05.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 06.05.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.04.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 01.04.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 25.03.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 18.03.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 11.03.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 04.03.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 18.02.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 11.02.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 28.01.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 21.01.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 13.01.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 07.01.2010 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 30.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 24.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 03.12.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 19.11.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 12.11.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 05.11.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 30.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 08.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 01.10.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 03.09.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 26.08.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 23.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 16.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 09.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 01.07.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 18.06.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 11.06.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 04.06.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 21.05.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 14.05.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 30.04.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 09.04.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 26.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 19.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 12.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 05.03.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 26.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 19.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 12.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 05.02.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 29.01.2009 Ruhsat Töreninde yapılan konuşma , 15.01.2009 |
|
| İstanbul Barosu Orhan Adli Apaydın Sokak Baro Han K:2 34430 Beyoğlu/İSTANBUL Tel: +90 (212) 251 63 25 - Fax: +90 (212) 293 89 60 - E-Posta: baro@istanbulbarosu.org.tr |