Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 13.09.2018 15:12
  • Haber Giriş : 13.09.2018 14:52
  • Etkinlik : 11.09.2018

İmar Barışı

İstanbul Barosu Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonunca düzenlenen ‘İmar Barışı/Yapı Kayıt Belgesi’ Konulu panel, 11 Eylül 2018 Salı günü saat 13.00’da Baromuz Merkez Bina Konferans Salonunda yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Toplantının sunumunu gerçekleştiren Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu Genel Sekreteri Av. Damlagül Moratlar, günümüzün en önemli konularından biri olan ve pek çok yurttaşımızı yakından ilgilendiren imar barışı konusunun uzmanlarca ele alınıp değerlendirileceğini söyledi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, kentsel dönüşümün ardından imar barışının ifade ettiği hukuksal sorunların avukatlık mesleği açısından çok yoğun bir şekilde üzerimize geldiği esnada Av. Şeref Kısacık’ın yol göstermesiyle Kat Mülkiyeti Komisyonunun kurulmuş olmasını çok yerinde bulduğunu söyledi. 

Durakoğlu, “Kat mülkiyetinin kendi içersinde çok ciddi değişikliklere uğramasıyla kentsel dönüşümün ve imar barışının arka arkaya gelmiş olması bizim için bu konuları irdeleyebilecek, meslektaşlarımız arasında tartışabilecek bir platforma şiddetle ihtiyaç duyuldu. Komisyon çalışmaya başladıktan hemen sonra yapılan ilk panelin gördüğü ilgiden doğru bir yolda olduğumuzu, sistemin doğru çalıştığını bugünkü katılımı da gördükten sonra daha iyi anladık” dedi

Durakoğlu şöyle devam etti: “Bizzat uygulayıcılarla iş birliği içersinde, onlarla düşünsel anlamda alış veriş yapabilmenin çok önemli olduğunu gördük. Uygulayıcıları işin içine kattığımızda kararlarda ne gibi değişiklikler yapıldığını görüyoruz. Bu toplantılar ve özellikle devlet çarkının işleyişin içinde bulunması da hepimiz açısından sevindirici. Böyle bir çalışmanın içersinde Baki Hocanın bulunması da son derece önemlidir. Sadece hocaların hocası değil, ben Baki Kuru’yu tanımlarken aynı şeyi söylüyorum: Baki Kuru aslında bu ülkede hukukçu olan herkesin minnet duyması gereken ve onda emeği olan bir insandır. O nedenle bu toplantının hukuk dünyamıza çok büyük katkı vereceğine inanıyorum”.

Prof. Dr. Baki Kuru, açılışta yaptığı kısa konuşmada şunları söyledi: “Medeni usul hukuku her eve lazım. Medeni usul hukukunun amacı mahkemeler kanalıyla hukuk barışını sağlamaktır. İmar aykırılıkları o derecede yaygınlaşmıştır ki, mahkemeler bu işle baş edemez olmuştur. Zaten aykırılıkların büyük bir kısmı da mahkemeye intikal etmez. Parlamento bu aykırılıkları ortadan kaldırmak için bir yasa çıkarmak zorunda kalmıştır. O nedenle imar barışı kanunu medeni usul hukukuna da uygundur. Çünkü kanun hukuk barışını sağlamaya yöneliktir”.

İstanbul Barosu Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Mustafa Şeref Kısacık, açılışta yaptığı kısa konuşmada, önemli olanın sorun çıkması değil, sorun çıkmadan önce kat mülkiyetinin önemini bilmek olduğunu söyledi. Ortak alanların mülkiyeti ve yönetim planının önemine vurgu yapan Kısacık, Kat Mülkiyeti Yasasında büyük boşluklar bulunduğunu, bu boşluların giderilmesi için parlamentoyla işbirliği yapacaklarını bildirdi.

Açılış konuşmalarından sonra panel oturumuna geçildi. Paneli Kat Mülkiyeti Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Mustafa Şeref Kısacık yönetti.

İlk sözü Av. Şenol Saltık aldı. Yapı kayıt belgesinin birçok alana temas eden önemli bir konu olduğunu belirten Saltık, buna benzer bir yasanın 1984 yılında çıkarıldığını, beş yılda bir imar affı çıkarılmasından sonra sorunun çözümü için imar barışı kanununun çıkarılmak zorunda kalındığını söyledi.

Öncelikle iskânı olmayan yapılarda yapı kayıt belgesinin binanın tamamı üzerinden hesaplandığını belirten Saltık, “İlimizdeki binaların %60’ının iskânsız olduğu düşünülürse bunlarla ilgili yapı kayıt belgesi alınması gerekiyor. Yapı kayıt belgesi bedelini de sadece başvurucu ödeyebiliyor. Yasaya göre başvurucunun yapı kayıt belgesi için ödediği paranın diğer kat maliklerine düşen payını da onlardan isteyebileceğini belirtiyor. Ancak bu pratikte önemli bir sorun” dedi.

Kat Mülkiyeti Kanununda böyle bir hüküm bulunmadığını kaydeden Saltık,  İmar Barışı kanununda Medeni Kanuna atıfta bulunulduğunu, yasa çok iyi tartışılmadığı ve acele çıktığı için sorunları yaşayarak görmekten ve tedbirlerini almaktan başka yapacak bir şey bulunmadığını sözlerine ekledi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İstanbul İl Müdür Yardımcısı Sezai Köse, uygulamacı olarak şehirlerin nasıl bu hale geldiğine ilişkin kısa bir özet yaptı. Kentleşme sürecinde imara aykırı yapılar oluştuğunu ve küçümsenmeyecek bir noktaya ulaştığını belirten Köse, şöyle konuştu: “Devlet bürokrasisinde kentleşme sorunları inanılmaz boyutta. Bizim genimizde var, bir şey yaparken mevzuata uymama gibi bir aykırılık yapacağız. Bir kere bizim ilköğretimde hayat bilgisinde şehirleşmeyle ilgili bir dersimizin olması lazım. Biz çocuklarımıza şehirlerin nasıl geliştirilebileceğini, nelere uymak gerektiğini öğretmezsek kötü örnekleri sahiplenmeye kalkarlar. Çocuklar şehircilik ve şehirlerde yaşama kavramını küçük yaşta öğrenirlerse, sürdürülebilir bir şehircilik anlayışına sahip oluruz”.

Yapı Kayıt Belgesinin imar barışına sağlayacağı hususları da anlatan Köse, Yapı kayıt belgesiyle İmar Kanunu kapsamında alınmış kararlar çerçevesinde vatandaşın mülkünün yıkım endişesinin ortadan kalkacağını, ‘Belediye gelecek benim evimi yıkacak’ endişesinin yok olacağını söyledi.

Her yapının sorumluluğunun o yapının sahibine ait olduğuna vurgu yapan Sezai Köse, İmar barışından yararlanmak için yapının 31 Aralık 2017 tarihinden önce yapılmış olması gerektiğini, bu tarihten sonra yapılan imara aykırı yapılara yapı kayıt belgesinin verilmediğini bildirdi. Köse, İmara aykırı yapının kanunun belirlediği kapsam dışı alanlar içinde yer almaması gerektiğine dikkat çekti ve Boğaziçi ön görünüm bölgesi, tarihi yarımada ve Gelibolu tarihi alanlarının kapsam dışı alanlar olarak belirlendiğini hatırlattı.  

İmar barışına başvuruda bulunabilmesi için gereken hususlar üzerinde duran ve merak edilen sorulara değinen Köse, Yapı Kayıt Belgesinin hesaplanma yöntemleri ve yapı kayıt belgesi almak için talep dilekçesinin doldurulması konusunda bilgi verdi, başvuruların e-devlet üzerinde yapılacağını anlattı.

Prof. Dr. Baki Kuru, yine özetle konuştu. Prof. Dr. Kuru, şunları söyledi: “Her türlü yıkım kararları iptal edilmeli. Harçlar adil ve mutedil olmalı. Uygulamada alınanın harç mı haraç mı olduğu belli değil. Başvuru harcı yeterli olmalı. Bu imar barışı kanunu mahkemelerin üstesinden gelemediği sorunların çözülmesi için çıkarıldı. Olumlu bir kanun olarak görüyorum. Önceki yıkım kararları iptal edilmezse barışçı bir durum olmayacaktır. Devletin kendi kusurunu ortadan kaldırmak için alınacak harcı makul seviyede tutması gerekiyor”.

Türk –Alman Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Kemal Yıldız, İmar suçunu işlemiş kişinin, etkin pişmanlıkla konutunu imar planı ve imar kurallarına uygun duruma getirmesi halinde hakkında açılmış kamu davası varsa, davanın düşeceğini ve hüküm bütün sonuçlarıyla birlikte ortadan kalkacağını söyledi.

Yapı kayıt belgesi alınması, imar suçunu ortadan kaldırmaya yeterli olup olamayacağı konusunda değerlendirmelerde bulunan Yıldız, sonuç olarak 184. Maddenin 5. Fıkrasına göre sonuçların tamamen ortadan kalkacağı görüşünü savundu.

Düzenlemenin uygulama koşullarının 31 Aralık 2018’den sonra yapılacağını belirten Yıldız, yapı kayıt belgesinin mülkiyet hakkı vermediğini ve özel alanlar için de yapı kayıt belgesi verilmeyeceğini bildirdi.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Filiz Saraç, yapı kayıt belgesi alındıktan sonra sorumluluğun vatandaşa geçmesinin sakıncaları üzerinde durdu.

İmara aykırı yapılmış bina sağlam değilse, sorunluysa ve her hangi bir şekilde yıkılırsa vatandaşın zararının ne olacağını sorgulayan Saraç, kaçak binalarda zararın devlet tarafından ödenmesine ilişkin yargı kararlarının bulunduğunu söyledi. Filiz Saraç, Ümraniye çöplüğünün patlaması, Budayeva/Rusya ve Özel/Türkiye davalarının gerekçeli hükümlerinde kaçak bina yapımına göz yuman devletin vatandaşın zararını ödemesi gerektiğine vurgu yapıldığını bildirdi.

Sunumların tamamlanmasından sonra soru / cevap bölümüne geçildi. Ayrıca katılımcıların yazılı sorularının da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğüne aktarılacağı ve soruların cevaplarının soruyu soranların e-posta adreslerine bildirileceği belirtildi.

Panelde sunum yapan konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi verildi. Ayrıca Hocaların Hocası olarak nitelenen Prof. Dr. Baki Kuru’ya Komisyon Başkanı Av. Mustafa Şeref Kısacık tarafından bir plaket sunuldu.

 

 

 

YAZDIR
Yükleniyor...