Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 11.07.2018 09:19
  • Haber Giriş : 04.07.2018 14:20
  • Etkinlik : 04.07.2018

İdam veya Hadım Çözüm Değildir! Çocuklar İçin; Korkularımızla Ayrışmaya Son Verelim.

Son dönemlerde artan ve görünür hale gelen çocuk istismarı ve en ağır çocuk hakkı ihlallerinden biri olan çocuğun cinsel istismarı; “münferit, sapık, hasta, idam, hadım” sözcükleri ile adeta çözümsüzlük üretilerek tartışılmaktadır.

Evrensel değerlere uygun, bilimsel, çocuk hak ve özgürlüklerini esas alan, devletin yükümlülüklerinin belirlendiği, hukuk güvenliğinin ve toplumsal değer yargılarının sağlandığı koruyucu yöntemler belirlenmelidir.  Çocuklar üzerinden yaşadığımız korkularımız, siyasetler üstüdür, üreteceğimiz çözüm de toplumsal ayrışmadan uzak olmalıdır. Kamuoyunda, can yakıcı çocuk istismarı vakalarının tartışılırken, konunun esasından uzak, anlık öfke ile dolu ve tarafgir bir dilin baskın olduğu görülmektedir. Oysa zaman, ayrışılacak zaman değildir. Unutulmamalıdır ki, öncelikli sorumluluk devletindir, tüm kişi ve kurumlar farklı alanlarda çalışan meslek kuruluşları bir araya gelerek sorunun çözümü noktasında yol gösterici ve çözüm üretici olmalıdır.

Öncelik, çocuğa dönük şiddeti önleme planlarında olmalıdır. Bağımsız ve özgür düşüncenin gelişme ortamına sahip üniversitelerde, bilimsel akademik çalışmalar yapılmalıdır. Saha araştırmaları ile veri toplama ve değerlendirme çalışmaları gerçekleştirilmeli, riskler ve nedenler belirlenmelidir.

Eril cinsiyetçi söylem ortadan kaldırılmalı, çocukların evrensel değerlere uygun kadın erkek birlikte eğitim almaları sağlanmalıdır. Dini referanslarla günlük yaşamın şekillenmesinin, hukuki düzenlemelere gidilmesinin, çocukların cinsel obje olarak değerlendirmesinin önüne geçilmelidir.

Hukuk güvenliği sağlanmalı; her yurttaşta, aynı olaya aynı hukuksal korumanın ayrımsız herkes için sağlanacağı inancı olmalıdır. Kanunlardaki fahiş cezalar sonucunda, fiili olarak cezasızlık halinin ortaya çıkması engellenmeli, adil yargılama ile evrensel değerlere uygun cezalandırma yoluna gidilmelidir. Çocuğun korunması ile ilgili müdahale görevini de içeren idari kurumsal yapı tesis edilmelidir. Sivil toplum örgütlerinin, dernek ve vakıfların bağımsız çalışma yapmasına fırsat tanınmalıdır. Siyasi yakınlıktan uzak, çocukla ilişkide bulunan tüm kişi, kurum ve kuruluşların; eşit şartlara sahip olması, denetlenmesi ve kurallara uyması sağlanmalıdır. Ekonomik eşitsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Eğitsel, bilimsel ve sanatsal gelişimin önündeki engeller kaldırılmalı, toplumun tüm katmanlarınca ulaşılabilir olması sağlanmalıdır.

Çocuğa, hayvana, kadına dönük şiddet; toplumsal şiddetin güçsüz olanda yoğunlaşmasıdır. Gücün çürümüşlüğü her türlü insani değer yargısından uzak bir biçimde tezahür etmektedir. Ancak çözümü; eğitim programları, çocuk koruma politikaları ile temin etmek yerine mağduriyetin öznesini unutarak salt ceza kanunlarında yapılacak değişikliklerde görmek, sorunu suç işlendikten sonra faillerin bedenleri üzerinden kısasa kısas yöntemiyle ortadan kaldırmak çabasından başka bir şey değildir. Bunun da her şeyden önce çocuklarımıza bir fayda sağlamayacağı açıktır. Hamasi söylemlerle çocukların ne kadar sevildiğini anlatmak yerine kamu ve özel kaynakların çocuklar yararına kullanımı sağlanmalıdır.

Meselenin bütüncül çözümü için öncelikle daha önce kurulması reddedilen daimi TBMM Çocuk İstismarı Komisyonu’nun ivedilikle kurulması, yıllardır bekletilen Çocuğa Yönelik Şiddeti Önleme Ulusal Eylem Planı'nın çıkarılması ve uygulanmaya başlanması, bu alanda çalışan sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi ve bu çalışmaların kamu idaresi tarafından desteklenmesi gerekmektedir. Çocuğa yönelik şiddet, münferit olaylardan ibaret olarak ele alınmadan, görünür olan - olmayan çok sayıda şiddet türünün ve vakasının mevcut olduğu bilinciyle, tüm istismar hallerini bir bütün olarak kabul ederek hareket edilmelidir.

İDAM VEYA HADIM ÇÖZÜM DEĞİLDİR!

İdam ve hadım gibi insan haklarına aykırı “infaz” yöntemlerinin uygulandığı ülkelerdeki sonuçlara bakıldığında, bir şiddet suçunun ortadan kaldırılması için asla çözüm yöntemi olmadığı net olarak görülecektir. Çocuğa yönelen her türlü istismar için çözüm: çocuğa özgü adalet, koruma ve rehabilitasyondur. Kısacası, çocuk politikasıdır.  Bu bağlamda şiddete şiddet ile karşılık vermek yerine çocukların korunması odağında bütüncül çözüm üretilmelidir..                                             

İSTANBUL BAROSU ÇOCUK HAKLARI MERKEZİ
 

YAZDIR
Yükleniyor...