Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 10.07.2018 15:52
  • Haber Giriş : 20.06.2018 17:31
  • Etkinlik : 18.06.2018

Yürütmenin Gücü Parlamentoyu Baypas Edebilir

24 Haziran seçimlerinden sonra uygulanacak sistem, HABERTÜRK Televizyonunda enine boyuna tartışıldı. Didem Arslan Yılmaz’ın yönettiği ve 18 Haziran 2018 Pazartesi günü saat 21.00’da yayınlanan Türkiye’nin Nabzı programına İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haluk Alkan, Haliç Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahman Eren ve Av. Ece Güner Toprak konuk olarak katıldı.

Programda, güçlü yürütme karşısında parlamentonun durumu, sistemin tıkanması halinde ne yapılacak? Cumhurbaşkanın partisi Meclis çoğunluğunu sağlayamazsa ne olur? Şimdiye kadar bir bölümü yürürlükte olan, seçimler sonrası tam uygulamaya geçilecek sistemin başka başkanlık sistemlerinden farkı nedir? Cumhurbaşkanına verilen yetkiler ve bunun uygulamaları nasıl denetlenecek ve benzeri sorular ve sorunlara yanıt arandı.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, konuya konjontürel olarak yaklaşarak özetle şu görüşleri savundu:

Bu oturuma katılanların kabul ettiği bir gerçek var. Yeni sistemde yürütme çok güçlü. Yürütmenin parlamentoda, kendi dışında bir çoğunluğun ortaya çıkmış olmasının çok ciddi bir sonuç doğurmayacağını düşünüyorum. Yürütme bu kadar güçlü ise, cumhurbaşkanı kararnameler çıkarıyorsa ve parlamento bu kararnameye karşıysa yaşanacak sorunları tartışmak gerekir. Kararname yayınlanıp yürürlüğe girdikten sonra Mecliste buna karşı bir kanun tasarısı hazırlanması, komisyonlarda ve Genel Kurulda tartışılması, Cumhurbaşkanının önüne gelmesi, cumhurbaşkanının veto etmesi ve 301’i bulma gibi sorunlar yaşanacaktır.

Bence bütün bunlardan ayrı olarak konuya konjonktürel olarak da bakmak gerekiyor. Bugün Türkiye’de bir beka sorunu, ekonomik kriz, terör sorunu, sınırlarımız dışında bir savaş konuşuluyor. Ve OHAL içersindeyiz. Hepimiz kabul ederiz ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiç yaşanmadığı kadar bir kutuplaşma ile karşı karşıyayız. Böyle bir tablo içersinde bir uzlaşma kültürünün gelişmesini beklemek bana çok naif geliyor. Keşke öne sürüldüğü gibi bir uzlaşma kültürü gelişebilse ama bunun iklimi yok, onu söylemeye çalışıyorum. Böyle bir iklimin olmadığı bir dönemde de devlet yönetiminde sistem değişikliğini tartışıyoruz.

Yürütmeye bu kadar yetkinin verilmesi parlamentonun ciddi olarak baypas edilmesi demektir. Bu noktada yürütmenin çok geniş anlamda bu kararname çıkarma yetkilerini kullanabileceğini düşünüyorum. Bunun ciddi örneğini son dönem içinde verebiliriz. OHAL ilanından itibaren başlayan süreç, bizim seçimlerden sonra yaşayacağımız sürecin yani parlamentonun baypas edilmesinin bir provasıydı. Bu tehlikeye her zaman dikkat çektik ve uyarılarda bulunduk.”

Video için tıklanız.

 

YAZDIR
Yükleniyor...