Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 08.03.2018 11:43
  • Haber Giriş : 23.02.2018 10:06
  • Etkinlik : 12.02.2018

Türkiye Barolar Birliğinin ve Avukatların Hedef Alınması

HAYATIN HER ALANINDA HUKUK VARDIR VE SAVUNMA BÜTÜN BU ALANLARDA VATANDAŞIN YANINDA, HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN TEMİNATIDIR
 
İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Kılıç, 12 Şubat 2018 Pazartesi günü HALK TV’de canlı yayınlanan “Can Ataklı ile Yazı İşleri” programında, kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinde yapısal değişikliklere gidilerek etkisiz kılınmak istenmesini eleştirildi.
Kılıç’ın programda yaptığı bazı tespit ve değerlendirmeler özetle şöyle:
Türkiye’nin birlik ve beraberliğe ihtiyaç duyduğu bu günlerde sebebini anlayamadığımız bir şekilde avukatların hedef gösterildiği bir süreci yaşıyoruz. Mevcut tartışmanın avukatlar üzerinden gitmesi yargıya etkileri ve yaratacağı olumsuzlukların kimseye ve ülkeye bir fayda saylamayacağı açıktır.   

Avukatlar ve barolar her zaman hukukun, yargının, insan haklarının korunması için mücadele etmişlerdir “Geçmiş yıllarda İstanbul Barosu hukuksuzluklara karşı çıktığı için hedef tahtasındaydı. O yıllarda baromuz hakkında dava açıldı, bende dahil olmak üzere yönetim yargılandı ve beraat ettik.”
“Türkiye Barolar Birliği ve baroların geçmişine bakıldığında en küçük bir leke bulamazsınız. Tartışmayı doğru bir zemine çekmek gerekiyor. Birliğe, beraberliği ihtiyacımız olan bir ortamda bunları tartışmak asla doğru değildir.”
Meslek örgütleri veya kuruluşları Anayasa’da öngörülen ve genel esasları Anayasa’da düzenlenen kuruluşlardır. Anayasa hükümlerine göre kurulmuşlardır
“Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, anayasanın verdiği görev ve yetkiyle yetkiyle kanunla kurulur.

Anayasa madde 135. – Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslekî faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlâkını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzelkişilikleridir.

Devlet hizmetinde çalışan avukatlar baroya üye olmayabilir. Ancak avukatlık mesleğini yapacakların mutlaka barolara üye olmaları gerekir. Eğer sizin amacınız normal prosedüre göre ele geçiremediğiniz baroları başka yöntemlerle ele geçirmek ise bu başka bir anlayıştır..”
“Baroya kaydolarak avukatlık yapmada kamu yararı vardır, burada toplumsal bir menfaat vardır. Avukatlık yeminle başlayan ender mesleklerden birisidir. Avukatların doğrudan vatandaşla, devletle her an ilişkisi söz konusudur.
Bir baroya üyelik zorunluluğunun kaldırılmasının çok olumsuz sonuçları olacaktır 

Yargının vazgeçilmez üçayağından biri sekteye uğrarsa, yargılama adil ve doğru olmaktan uzaklaşır.
 
• Avukatlık yapma ehliyetleri olmadığı halde yasa dışı olarak avukatlık yapanların denetimsiz kalması sonucunu doğurur.  
• Mesleki açıdan denetimsiz bir yapı olacaktır  
• Üye kapma yarışına giren meslek örgütleri doğal olarak üyelerini denetleyemez hale gelecektir
• Avukatlık stajı yapılamaz hale gelecektir. Staj kredisi gibi destekler ortadan kalkacaktır.   
• Avukatların idari ve disiplin işlemleri yapılamaz hale gelecektir.  
• 106 Bin Avukata ve ailelerine Türkiye Barolar Birliği tarafından sağlanan sağlık yardımını ve sosyal yardımlaşmayı ortadan kaldıracaktır.   
• Etnik, siyasi görüş, mezhep, hemşericilik, menfaat sağlama vb. temelli yapılaşmaların ortaya çıkmasına ve  bölünmesine neden olacaktır. 
 
Avukatların özlük hakları, mesleğin ve meslektaşın denetimi, disiplin işlemleri, Zorunlu müdafilik, Adli yardım gibi pek çok alanda çok farklı sorunların ortaya çıkmasına sebep olacaktır.  
Adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarının daha güçlü dillendirilmesine sebep olacaktır. Etkin savunmanın ortadan kalkması, uluslararası alanda da siyasi ve hukuki açıdan ülkemizin elini zayıflatacaktır.   

Öte yandan Barolara üyelik zorunluluğunu ve baro pullarının kullanımını kaldıracak bir düzenleme, tüm avukatların sağlık yardımlarından mahrum kalmasına da sebep olacaktır. Ayrıca çalışamadıkları dönemlere ait yapılan yardımları, stajyer avukatların aldıkları   destekleri de ortadan kaldıracaktır.    
 
Bağımsız ve güvencesiz avukat görüntüsü yargıya olan güveni tamamen yok edecektir.   Nasıl ki vatandaşın güvencesi ve vatandaş adına hak arayan avukat ise avukatın güveneside bağımsız ve güçlü meslek örgütüdür.
Savunma yargının kurucu unsurudur. Bunun bağımsız olması, güçlü olması gerekir, böyle bir gücün ülkenin demokratik gelişiminde hukuk devleti algısında büyük payı vardır. Hayatın her alanında hukuk vardır ve savunma bütün bu alanlarda vatandaşın yanında, hak ve özgürlüklerin teminatıdır.”  
 

1. Bölümün videosu için tıklayınız.

2. Bölümün videosu için tıklayınız.

3. Bölümün videosu için tıklayınız.

Programın tamamı için tıklayınız.

 

YAZDIR
Yükleniyor...