Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 15.02.2018 20:31
  • Haber Giriş : 08.02.2018 09:55
  • Etkinlik : 06.02.2018

Avukatların “Türkiye” Sevdası, Yüreklerinde Filizlenen Bilinçtir

Sayın Cumhurbaşkanı tarafından bugün yapılan açıklama ile Türkiye Barolar Birliğinin isminin önünden “Türkiye” ibaresinin kaldırılması yolunda düzenleme yapılması için Bakanlar Kurulunun göreve çağrılması, Türk Tabipler Birliği aleyhine oluşturulan toplumsal tepkinin Türkiye Barolar Birliğine de sâri kılınması suretiyle onun hedef konumuna sürüklenmesi çabasıdır.

İstanbul Barosu olarak; bütün meslektaşlarımızı temsilen kıvançla ifade ederiz ki, Birliğimizin ifadesindeki Türkiye sözcüğünün kaldırılmasının, ülkemize bağlılığımız açısından da, Türkiye adıyla övünç duyduğumuz ona bağlı bütün değerlerimiz açısından da en küçük bir değişiklik doğurmayacak, doğuramayacaktır. Bu sözcüğün mevcudiyeti, Birliğimizin ünvanından önce yüreğimize kazınmıştır. Bu bizim için bir bilinçtir.

Bu ülkenin avukatları olarak, “Türkiye” ile başlayan bütün sevdalarımızın, “yasal düzenlemelerle” kısıtlı olmayan, siyasal hedeflerle küçültülemeyecek bir boyut taşıdığının bilinmesini istiyoruz.

İstanbul Barosu, bu sevdasının gereğini her zaman ve zeminde yüzlerce kez kanıtlamış bir anlayışı, kendisine tarih olarak yazmıştır. Herkes de bilmelidir ki, bu tarih aynı şekilde yazılmaya devam edecektir. İstanbul Barosunun kimseden – ama hiç kimseden- “millilik” dersi almaya ihtiyacı olmamıştır, olmayacaktır.

Ancak, bu açıklamanın arkasındaki gerçek niyetin, bu açıklamada ifade edilenlerle sınırlı olmadığını biliyoruz. Siyasi iktidarın “yargıyı kuşatma” projesinin önündeki tek engel olan avukatların ve onların örgütlü gücü olan Barolara yönelik bu saldırısı, özü itibariyle kuşatmanın tamamlanmasına yönelik çabanın son rötuşudur. Siyasi iktidar, adaletsizliği ifade eden bu son aşamada, bir türlü kanıtlayamayacağı haklılığını, “millilik” temeline yaslandırırsa, halk nezdinde destek bulacağını ummaktadır. Oysa duyarlılığı ve feraseti bakımından örnekler sergilemiş olan halkımızın, başka hiçbir siyasal değerlendirmeye bağlı olmaksızın, bu oyunu göreceğine eminiz. Son dönemde, adalete olan güvenin ciddi bir değer kaybına uğraması, bizzat bu halkın tesbiti olarak ortaya çıkmıştır. Aynı dönem içinde avukatlara ve Barolara olan güvenin artmış olması, doğrultulan silahın hedefinin yanlış olduğunun temel göstergesidir. Türk Halkı, hukukun üstünlüğü endeksinde 113 ülke arasında 101. Sırada bulunmakta oluşumuzun,  kimin sorumluluğu olduğunu gayet iyi bilmektedir. Adalet arayışının yılmaz takipçileri olan avukatlar ve Baroların, bu sorumluluğa ortak kılınması asla kabul edilemez.

İktidar tarafından sahneye konulan bu senaryonun birkaç ayağı vardır:

- Demokratik süreçlerle “ele geçirilemeyen” Barolar, etkisiz kılınmaya ve parçalanmaya çalışılacaktır.
 
- Mesleki birliktelikler temelden yok edilecek, politik eğilimlerin belirlediği birden fazla Baro eliyle, yargı araçsallaştırılacak ve siyasal stratejilerin parçası olarak kullanılacaktır. Hukuku anlatan, gerçeği ifade eden bugünkü Barolar yerine, hukuku eğip büken ve siyasetin taktik mücadelesinin “zecri kurumsallığı” haline getiren yapılar oluşturulacaktır. Kimsenin hukuk güvenliği kalmayacaktır.
 
- Baroların politik kimlik esasları üzerine oturmaları, onların misyonunu tayin eden en temel unsur olacak ve giderek bu bölünme, sadece siyaseti değil, ona bağlı tarikat ve cemaatlerin Barolarını da oluşturacaktır.

- Bu gidişat, özlemi duyulan çifte hukuka doğru yönlendirilmiş çalışmaların “avukat ayağını” oluşturacaktır.

Bu denli milli birlik ve beraberlik söylemlerinin sergilendiği bir zaman diliminde, bu ölçüde bir ayrışmanın hedeflenmiş olmasının izahı olamaz. Ülkenin birliğini temsil eden bir makamın, bu ölçüdeki bir ayrışmayı hedeflemesi ise bu görevle asla bağdaşamaz.

Bu oyuna gelmeyeceğiz.

Siyasal iktidarı, bu heveslerinden vazgeçmeye davet ediyoruz. Demokrasi ve adalet mücadelesinin yılmaz neferleri konumundaki avukatlar olarak, sonuna kadar mücadele etmekte kararlı olduğumuzun bilinmesini istiyoruz. Şimdi halk nezdinde yürüttükleri algı operasyonları ile haklılık arayanlar, bir süre sonra Türk Halkının aynı söylemde birleştiğine tanık olacaklardır: İyi ki avukatlar vardı !…

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...