Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 15.02.2018 20:30
  • Haber Giriş : 08.02.2018 09:54
  • Etkinlik : 05.02.2018

Laiklik

Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince laikliğin anayasaya girişinin 81. Yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen toplantı, 5 Şubat 2018 Pazartesi günü saat 17.00’da İstanbul Barosu Konferans Salonunda yapıldı.

Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın konuk konuşmacı olarak yer aldığı toplantı izdihama neden oldu. Toplantı salonu erken saatlerde doldu ve boşluklara ek sandalye konulmasına rağmen katılımcıların bir kısmı Ortaylı’yı 2 saat ayakta dinledi.

Toplantının açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Laikliğin anayasaya girişinin 81. Yılındayız bugün. Bu anlamlı bir değişimin, 81 yıl önce anayasaya girmiş olmasının bizim için ifade ettiği anlamı gerçek yönleriyle kavramamız gereken bir dönem içersindeyiz” dedi.

Laikliğin sadece din ve devlet işlerinin ayrılmasından ibaret olmadığını, bir bakıma din ve vicdan özgürlüğünün de güvencesi olduğunu hiçbir biçimde unutmamamız gerektiğinin altını çizen Durakoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bütün bunların ötesinde anayasada bu kavramın yer alıyor olmasının, Türkiye için çağdaşlık tercihinin anlamı olduğunu da kavramamız gerekiyor. Bu kavramları bize en iyi şekilde anlatacak kişiyle birlikteyiz bugün. O nedenle ben, böyle büyük bir Hocayı burada ağırlamış olmaktan dolayı son derece mutlu olduğumu belirtmek istiyorum. Bu arada bu güzel etkinliği düzenleyen Cumhuriyet Araştırmaları Merkezimize de teşekkür ediyorum”.

Toplantıyı Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi (CUMER) Başkanı Av. Filiz Karaman yönetti. Karaman, kısa bir giriş konuşmasından sonra sözü konuk konuşmacı Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya bıraktı.

Öğrencilik yılları ve hocalarını anlatarak konuşmasına giriş yapan Ortaylı, dünyada Roma hukukuyla birlikte hukukun evrensel yönünün zamanın gerektirdiği şekilde, bir zorunluluk olarak laik hukuka evrildiğini söyledi.

Hukukun evrensel Ve bu yolundan bugüne kadar dönülmediğini, bu nedenle hiç kimsenin tersine gidişi beklememesi gerektiğini vurgulayan İlber Ortaylı, “Fakat kötü olan aradaki sapmalardır. Hukuk tarihi denen dalı iyi etüt edemezsek, batıdaki hukukçular gibi hem Roma Hukukunu, hem hukuk tarihini iyi öğrenemezsek vahim hataları laiklik ve ilericilik adına yaparız. Nitekim bu Türkiye’de sık sık oluyor. Hukukçuluk değişen dünyayı devamlı takip etmek, şartlar karşısında hukukçulara has üniversal mantığı devam ettirebilmektir” dedi.

Türk Hukuk İnkılâbının dünyada çok özgün olduğunun altını çizen Ortaylı, ilk defa bir İslam ülkesinin çok açık bir şekilde hukuk sistemini Roma hukukuna uydurduğunu ilan ettiğini bildirdi.

Ortaylı, “Bu görülmüş bir şey değildir. Roma hukuku Hıristiyan hukuku değildir. Çünkü Roma hukuku beşeriyetin yarattığı ve bugünlere kadar devam ettirdiği evrensel bir hukuk sistemidir. Romalı hukukçu demek, büyük semavi dinlerin veya milli kültürlerin adamı olamayacak kadar geniş bir adamdır. Türkiye’de hukukun Romanizasyonu en azından Karlofça anlaşması ile söz konusu olmuştur. Karlofça antlaşması yapılırken insanlar ne Hıristiyan’dı ne de Müslüman” dedi.

Dünyanın bir Fransız İhtilalini yaşadığını, Fransız ihtilali ile insan haklarının, demokrasinin, özgürlüklerin geldiği şeklindeki şeylerin abartılı olduğunu, bütün bunların sadece Fransız ihtilali ile geldiğini söylemek ancak Fransız mekteplerinde öğretildiğini belirten İlber Ortaylı şöyle konuştu: “Çağdaş parlamento Britanya’nın yarattığı bir müessesedir. Temel insan haklarının yaratılışı ve oturtuluşu doğrudan doğruya Britanya’nın ortaya koyduğu bir şeydir. Fransız ihtilalinin getirdiği iki önemli şey vardır. Birincisi kanun önünde her din eşittir. İkincisi temel özgürlüklerin korunması konusunda cinsiyetler arasında fark yoktur. Bu da bir vatandaş toplumuna, cumhuriyete gidiştir. Bu cumhuriyet ilk kez laik kavramını kullanıyor. Fransız ihtilali laik’i artık la-dini olarak kullanıyor. Türkiye’de laiklik 5 Şubat’tan önce de vardı. Türkiye Cumhuriyeti ilk beş yılda temel reformlarını yapmıştı”.

1928’den itibaren Türkiye’nin renginin değiştiğini, uygulanan kanunlar bakımından profilist bir sisteme geçildiğini hatırlatan Ortaylı konuşmasını şöyle tamamladı: “Şeriat mahkemeleri zaten ortada yok, dini eğitim de kalkmış. Bu dini eğitim meselesini Türkiye bir türlü çözemedi. Tabela yeter zannediliyor. Tabela yetmez. Dini eğitim yapacaksanız son derece dar fakat çok kalitelisini yapacaksınız. Yoksa hiç bir işe yaramaz. İktisat öğreteceğiniz bir ilim dalında hiç matematik öğretmezseniz bugünkü imam hatip eğitimi gibi bir şey olur. Ne Arapça var, ne yabancı dil var, bunlar olmadan olmuyor bu iş”.

İlber Ortaylı sunuş konuşmasını tamamladıktan sonra soru cevap bölümüne geçildi. Ortaylı bu bölümde kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

Toplantının bitiminde İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya bir plaket sundu.

YAZDIR
Yükleniyor...