Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 03.01.2018 20:36
  • Haber Giriş : 04.01.2018 12:43
  • Etkinlik : 03.01.2018

İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk ve Kanun Yolları

İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Komisyonunca düzenlenen  ‘İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Zorunlu Arabuluculuk ve Kanun Yolları’  konulu Sempozyum, 22 Aralık 2017 Cuma günü saat 09.30’da İstanbul Adalet Sarayı Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Sempozyumun açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, arabuluculuk konusunun, İstanbul Barosu tarafından daha tasarı aşamasındayken özel bir dikkatle takip edilen bir ‘meslek alanı’ olduğunu söyledi.

Yasa henüz tasarı aşamasındayken İstanbul Barosunun, arabuluculuğun hukukçular dışındaki kişilerce de yapılması bakış açısına ve yaratacağı sakıncalara çok ciddi eleştiriler getirdiğini belirten Durakoğlu, “Bunu önemli ölçüde engelleyebileceğimizi umarak ‘Kırmızı Kart’ eylemini gerçekleştirmiş ve hiç değilse arabuluculuğun avukatlar tarafından yapılmasını sağlayabilmiştik” dedi.

Mehmet Durakoğlu, İş Mahkemeleri Yasası ile getirilen zorunlu arabuluculuk sisteminin Batılı uygulamalardan çok ciddi farklılıklar içerdiğini ve Adalet Bakanlığında oluşturulan bir ‘daire’ ile bunun ortaya çıkarabileceği sorunlardan kaygı duyulan başka alanlara kadar çok ciddi tartışmaların devam ettiğine tanık olunduğunu bildirdi.

Bugün gönüllü bir işin bir yasayla dayatılmış olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalındığını belirten Durakoğlu şöyle devam etti: “Ama bugün geldiğimiz aşama yeni bir değerlendirmeye ihtiyaç duyduğumuz aşamadır. İş yasasında bunun tercih edilmiş olmasının özel bir önemi olduğunu düşünüyoruz. Zorunlu arabuluculuğun İş Yasası içersinde, öncelikle bu yasa tercih edilerek getirilmiş olmasının sadece hukuksal değil, siyasal anlamda da emek dünyasını çok ciddi şekilde etkileyen sonuçları olacağı kanısındayım. Gelinen noktayı değerlendirirken bir yasanın uygulanması ve onun uygulamasının ortaya çıkaracağı sorunlar açısından, mesleğimiz açısından da değerlendirmeyi daha değerli ve daha doğru buluyorum. Bu nedenle zorunlu arabuluculuğunun Anayasaya uygunluğu konusunun çok ciddi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği kanısındayım”.

Açılışta konuşan İstanbul Barosu İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Hasan Erdem, günümüzde yasalarda sık sık değişiklikler yapıldığından gündemi takip etmekte zorlandıklarını, bugün iş yargısı açısından zorunlu arabuluculuk ve bilirkişi ile ilgili değişikliklerin, iş yargılaması ile uğraşan avukatlar, bu konuda çalışan değerli bilim adamları açısından ciddi anlamda önem arz ettiğini bildirdi.

Erdem şöyle devam etti: “Zorunlu arabuluculukta karşımıza çıkan tanımlardan biri alternatif uyuşmazlık çözüm yolları. Bu bir anlamda asıl uyuşmazlığa evriliyor, bu da yargı demek. Alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından söz ettiğimize göre demek ki asıl çözüm yolunda bir sorun var. Yargıtay’da çözüm bekleyen 160 bin dosya var. Bu durumda asli yolun tıkandığını görüyoruz. Bu tıkanma bize alternatif çözüm yollarına yönelmemizi sağlıyor. Aslında olması gereken asıl çözüm yolunun açık tutulması, ancak böyle bir çaba göremiyoruz. İş Mahkemeleri Yasasına baktığımızda arabuluculuk yönteminin uygulanmasına yönelik maddeler içerdiğini görüyoruz. Yani teknik olarak yasa, içerdiği düzenleme itibariyle iş yargısına uygun değil. Yasa, arabuluculuk usul kanununu da içermesi bakımından kafa karışıklığına da sebep oluyor. Aslıda iş yargısının karşımıza getirdiği şey dava şartı olarak arabuluculuktur. Yasa gerekçesine baktığımızda, zorunlu arabuluculuğun Malezya ve Arjantin’de olduğunu görüyoruz, Batı hukuk sisteminden kopmuşuz”.

Zorunlu arabuluculuk uygulamasının iş yargısında başlamış olmasından endişe ettiğini kaydeden Erdem, iş yargısında eşit güçler bulunmadığını, zayıfla güçlünün yer aldığını, oysa sosyal devlet anlayışıyla devletin güçsüzleri koruması gerektiğini belirterek yeni uygulamayla ortaya çıkan sorunların, yapılacak haksızlıkların tartışılması gerektiğini vurguladı.

Açılış konuşmalarının tamamlanmasından sonra Sempozyumda dört oturum gerçekleştirildi.

İlk oturumu Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Güzel yönetti. Bu oturumda Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Demirhan Burak Çelik, iş yargısında zorunlu arabuluculuğu anayasa ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi açısından değerlendirdi.

İkinci oturumu Av. Abdi Pesok yönetti. Bu oturumda söz alan İstanbul Üniversitesi Medeni Usul ve İcra İflas Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mert Namlı “İş Yargısında Usul Hukuku Açısından Zorunlu Arabuluculuk ve Uygulaması” konulu bir sunum gerçekleştirdi.

Üçüncü oturumu Okan Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Şahlanan yönetti. Bu oturumun konuşmacısı İstanbul Bilgi Üniversitesi İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kübra Doğan Yenisey, “İş Hukukunun Emredici Hükümleri Açısından Zorunlu Arabuluculuk” konulu bir bildiri sundu.

Sempozyumun dördüncü ve son oturumunu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi Başkanı Hâkim Selma Betin yönetti. Bu oturumda konuşan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Başkanı Hâkim Figen Ulu Karakütük iş yargısında kanun yolları ve kamu düzenini anlattı.

Oturum sonlarında soru cevap bölümü gerçekleştirildi ve oturum başkanı ve konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi ve plaket verildi.

 

YAZDIR
Yükleniyor...