Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 12.01.2018 09:43
  • Haber Giriş : 03.01.2018 20:36
  • Etkinlik : 03.01.2018

Laik Devlette Fetva Müessesesi Olmaz

 Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sitesindeki Dini Kavramlar Sözlüğü'nde yer alan "İslâm hukukçularınca bulûğ çağının alt sınırı, erkekler için 12, kızlar için 9 yaş olarak belirlenmiştir" ifadelerinden yola çıkılarak, buluğ çağına ermiş kızların da evlenebilecekleri şeklindeki –sorulan sorulara yanıt olan-  açıklamalar, toplumumuzda çok haklı ve yaygın bir kaygıya neden olmuştur.

Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, kendilerine sorulan sorulara verilen yanıtların giderek bir “fetva müessesesinin” yerleştirilmekte olduğu gibi bir aşamaya geldiğine tanık olunmaktadır. Dinsel içerikli sorulara Din İşleri Kurulunca verilen yanıtların “fetva” olarak algılanması, bunun bir “izin” olarak anlaşılıp, “dinen caiz” bulunması, çok önemli sonuçlar doğurmaktadır. Öncelikle belirtilmelidir ki, laiklik ilkesini benimsemiş ve bunu Anayasasının “değişmez/değitirilemez” hükmü olarak kabul etmiş bir ülkede, dinsel kaynakların referans alındığı bir algıyla, “fetva” müessesesinin işletilmesi, sorunun temel yanlışıdır. Fetvanın kaynağını teşkil eden değerlerin, toplumsal yaşamı biçimlendirmesi - her alanda - beklenemeyeceğine göre, bu müessesenin kaldırılması ve Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından fetva verilmesinden vazgeçilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde, toplumda giderek büyüyen kaygılarla Diyanet İşleri Başkanlığının kapatılması tartışması başlayacak ve böyle bir sonucun, giderek din işlerinin cemaatlere terkedilmesi sonucunu doğuracağı da gözlerden ırak kalabilecektir.

Diğer yandan, somut sorular ve sorunlar karşısında dinsel esasların temel alındığı açıklamaların “hukuk düzeni” içinde belirlenen bazı esaslarla çatışması kaçınılmazdır. Toplumu, bu karşıtlıklardan hangisini tercih edeceği noktasında bir kuşkuya sevketmek, sadece hukuk düzenini bozmak anlamına gelmeyecek, suçu ceza ile karşılayan hukuk düzeninin sarsılmasına yol açacaktır. 

Kaldı ki, bu noktada, özellikle Diyanet İşleri Başkanlığının konumu ve  kuruluş amaçları da özellikle gözetilmelidir. Kurum, ülkemizin gerçeklikleri karşısında yukarıdan bu yana açıklanan sakıncaların doğabileceğinin gözetilmesi nedeniyle kurulmuştur. İslam dininin doğru biçimde kavratılması ve özellikle de vahabi/selefi yorumlarından farklı bir ufuk çizgisinin tabanda yaygın kılınması temel amaç olarak saptanmıştır. İnananların, inançlarını diledikleri biçimde yaşamalarının da güvencesi olan laikliğin, Diyanet İşleri Başkanlığı eliyle de korunup, zedelenmemesi Kurumun da temel bir amacı  olmalıdır. Aksi taktirde, Kurum tarafından yapılan açıklamalar, sorulara verilen yanıtlar, biraraya getirilen açıklamlardan çıkan sonuçlar ve fetva mahiyetindeki vurgular, Türk Ceza Kanununda açıkca suç sayılan fiilleri oluşturacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığı, bütün açıklamalarını, laiklik ilkesi ve hukuk devleti olmanın çerçevesine sığdırmalıdır.

Bu ülkede, 9 yaşındaki kız çocuklarının üzerinde kirli emeller beslenmesine neden olabilecek ve özü itibariyle de “pedofili” hastalığını ifade eden bir yaklaşımı destekleyen düşüncelerin yeşermesine izin verilemez. Kaldı ki, erkeklerin de böyle bir “sapıklığa” aday gibi görülüp gözetilmesine neden olabilecek türden sonuçlar doğuran bu açıklama, sadece talihsiz değil, tümüyle yanlıştır.

Diyanet İşleri Başkanlığı, bu son açıklama vesilesiyle bu noktadaki konumunu yeniden değerlendirmelidir. Fetva vermekten veya fetva anlamına gelen açıklama/yanıtlardan vazgeçilmelidir.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...