Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 23.12.2017 14:21
  • Haber Giriş : 19.12.2017 11:54
  • Etkinlik : 09.12.2017

35. Baro Başkanları Toplantısı Yapıldı

35. Baro Başkanları Toplantısı, 9 Aralık 2017 tarihinde Türkiye Barolar Birliği’nin ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

Toplantının ana gündemini, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 35/A maddesi kapsamında düzenlenen Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği'nin Uygulanmasına İlişkin Yönerge Taslağı ile “OHAL Kapsamındaki Soruşturma ve Kovuşturmalarda Avukatların Savunma Haklarının Kısıtlanması” konulu arama konferansı sonuçları oluşturdu. 

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun açış konuşmasıyla başlayan toplantı, baro başkanlarının güncel ve mesleki konulardaki değerlendirmeleriyle devam etti. 

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu,  toplantıda yaptığı konuşmada, OHAL sürecinin giderek demokrasiye alternatif oluşturan bir rejime dönüştüğünü, Anayasa Mahkemesinin aldığı kararla, KHK’ların anayasaya uygunluk denetimini yapmayı reddetmesinin bu sonuçta etkili olduğunu beyan ederek, TBB ve Barolar nezdinde Anayasa Mahkemesinin bu işlevsizliğinin etkili biçimde vurgulanması gerektiğine işaret etti. Anayasa Mahkemesinin bu kararından sonra, Hükümetin kendisini hukukla sınırlamak gibi bir yaklaşımının kalmadığını ve giderek ceberrut biçimde, OHAL’in ilan edilmesi sebeplerinden uzaklaşarak, muhalif kesim üzerinde baskı oluşturduğunu kaydetti. Venedik Komisyonu ile varılan anlaşma çerçevesinde kurulan OHAL İnceleme Komisyonunun konumuna da değinen Durakoğlu, AHİM kararlarının da bu çerçevede biçimlenmesi karşısında, “adalete erişim” hakkının yok edildiğini, bunun sonucu olarak da bir hukuk devletinden sözedilemeyeceğini belirtti.

OHAL sürecinde, savunma hakkının ciddi yaralar aldığına değinen Başkan, 1990’lı yıllarda avukatların katkıları ile yok edilen süreçlerin yeniden başladığını, polisin ön sorgu yaptığını, avukatların hazır ifade tutanakları ile karşılaştıklarını, yeniden tecrit konuşulduğunu, işkence iddialarının yeniden gündeme geldiğini vurguladı. OHAL ile birlikte, zaten yakınma konusu olan tutukluluğun artık izah edilemeyecek düzeyde arttığını ve avukatların “haftada 1 gün 1 saat kamera ve görevli nezdinde görüşme”  yapabildiğini, bunun ancak Mahkeme kararı ile giderilebildiğini anlattı.

Av.Mehmet Durakoğlu; arabuluculuğun iş yasası uygulamalarında zorunlu hale getirilmesini de eleştirerek, bunun hukuksal olduğu kadar siyasal bir içerik de taşıdığını, gönüllülük temelindeki uygulamanın “zorunlu” olmasının emek dünyasına yönelik olduğunu anlattı. Aynı zaman diliminde, müftülere nikah kıyılması yetkisi veren değişikliğin yasalaşmasını ve Bakanlık tarafından arabuluculuğun boşanma hukukunda da uygulanacağına ilişkin çalışmaları olduğuna değinen Durakoğlu, bu üç uygulamanın aynı zamana denk gelmesinin tesadüf olmadığını belirtti.

OHAL bahane edilerek İstanbul Adliyelerinde  başlatılan uygulamaları anlatan Durakoğlu; giderek İstanbul’da bir “Çağlayan Hukuku” başladığını, avukatların abartılan bir algıyla giriş yaptıkları Adliyede, soruşturma dosyalarına ulaşamadıklarını, Ağır Ceza Mahkemelerinin ve bazı Savcılıkların bulunduğu katların avukatlara kapatıldığını anlattı. Bu uygulamanın giderek başka adliyelere de yansımakta olduğunu belirten Durakoğlu, TBB ve Barolar tarafından bir ortak eylemlilik planlanması gereğine işaret etti.

YAZDIR
Yükleniyor...