Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 11.12.2017 11:39
  • Haber Giriş : 10.12.2017 13:08
  • Etkinlik : 10.12.2017

İnsan Hakları Merkezi 10 Aralık Bildirisi

İnsan hak ve özgürlüklerinin uluslararası düzeye taşınması ve evrenselleşmesi bakımından tarihi bir önemi olan Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin (İHEB) kabul edilişinin 69. yıldönümünü ülkemizde Olağanüstü Hal (OHAL) gölgesinde karşılamaktayız.

            Anayasa Mahkemesi tarafından yargı denetimi dışında bırakılan OHAL KHK'leri yoluyla, 21 Temmuz 2016 tarihinden bu yana sürmekte olan OHAL rejimi çerçevesinde, OHAL'in konu ve amaç bakımından kapsamı dışında kalan birçok alanda Anayasa'ya aykırı düzenlemeler yapılmakta, OHAL kapsamındaki düzenlemelerin büyük bir kısmında Anayasa'nın 15. maddesinde olağanüstü yönetim usulleri için öngörülen asgari kriterler ihlal edilmektedir.

            OHAL döneminde yeni bir tedbir türü olarak başvurulan bireysel OHAL KHK işlemleri ile, yargılama yapılmaksızın, terör suçlamasıyla 100 binden fazla kamu görevlisi ömür boyu kamu görevinden uzaklaştırılmıştır. Öte yandan birçok dernek vakıf ve sendikanın tüzel kişiliğine son verilmiş, faaliyetleri sona erdirilmiştir. Bireysel KHK işlemlerinin; kişilerin adil yargılanma hakkı, özel yaşama saygı hakkı, çalışma hakkı, seyahat özgürlüğü, ifade özgürlüğü, eğitim hakkı, örgütlenme özgürlüğü gibi birçok hakkını aynı anda ihlal ettiği değerlendirilmektedir.

            KHK ihraçlarının yanı sıra, OHAL öncesinde  muhaliflere ve gazetecilere karşı yaygın olarak kullanılan tutuklama tedbirleri ise, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 18. maddesine aykırı bir şekilde OHAL döneminde önemli bir baskı aracı olarak kullanılmaktadır. İfade ve basın özgürlüğü üzerindeki siyasi baskı atmosferi hem gazetecilerin haber yapma özgürlüğünü hem de halkın haber alma hakkını engellemektedir.

            OHAL çerçevesinde yapılan yargılamalarda şüpheli ve sanıklar, dosyaya ve avukata erişim gibi temel güvencelerden yoksun bırakılabilmektedir. Özellikle OHAL KHK'leri ile tutukluların avukatla görüşmelerinin zorlaştırılması, sesli ve görüntülü kayda alınması gibi uygulamalar savunma hakkı bakımından önemli sorun teşkil etmektedir.

            OHAL şartları altında 16 Nisan 2017 tarihinde yapılan referandumla kabul edilen Anayasa değişiklikleri, hak ve özgürlüklerin temel güvencesi olan erkler ayrılığı ve hukuk devleti bakımından önemli bir gerileme olarak değerlendirilmektedir. Diğer yandan Anayasa referandumunun OHAL şartları altında yapılması, Anayasa değişikliğinin meşruiyetine gölge düşürmüştür.

            OHAL koşullarından bağımsız olarak, 2017 yılı kadınlar, LGBTİ+ bireyler, çocuklar, mülteciler ve işçiler yönünden insan hakları sorunlarının yaşandığı bir yıl olmuştur.

            2017'nin ilk 10 ayında, 242 kadın ve kız çocuğu öldürülmüş, 77 kadın cinsel saldırıya, 207 kadın tacize, 286 kız çocuğu cinsel istismara uğramış, 338 kadın ise şiddete maruz kalmıştır. Kadın hakları yönünden mevzuat yetersizliğinin yanı sıra, mevcut düzenlemelerin uygulanmasında da büyük sorunlar yaşanmaktadır.

            LGBTİ+ bireylere yönelik nefret saikiyle işlenen suçların gerektiği şekilde soruşturulmaması ve / veya cezasız bırakılması, LGBTİ+ bireylerin toplanma, gösteri ve etkinlik düzenleme haklarının engellenmesi, ayrımcılık ve şiddet vakıalarının artmasına neden olmaktadır.

            2017 yılında emek sömürüsüne maruz bırakılan, istismara uğrayan, temel ihtiyaçlarından yoksun olan çocuk sayısı ise azımsanamayacak boyutlardadır. Özellikle çocuk işçilerinin sayısının 2 milyonu bulması ve son on yılda çocuk istismarı vakalarının %700 artması endişe vericidir. Halihazırda ülkemizde bulunan en az bir buçuk milyon mülteci çocuk ise beslenme, barınma, eğitim, sağlık gibi temel imkanlara ulaşamamaktadır.

            2017 yılında ülkemizin değişmeyen bir diğer tablosu da işçi ölümleridir. 2017'nin ilk on ayında en az 1683 işçi iş kazalarında yaşamını yitirmiştir.

            Ülkemizde 2017 Ekim ayı resmi verilerine göre, 3.2 milyonu Suriyeli olmak üzere, 4 milyona yakın mülteci bulunmakta, mültecilerin %90’ı kamplar dışında yaşamakta ve %70’i kadın ve çocuklardan oluşmaktadır. Ancak özellikle kadın ve çocukların başta sağlık ve eğitim haklarının güvencelendiğini söylemeye imkan bulunmadığı gibi, 6458 sayılı Yasanın açık hükmüne karşın, adli yardım hizmeti işletilmeyerek adalete erişimin önündeki engeller artarak devam etmektedir.

            Bütün bu tablo karşısında İnsan Hakları Merkezi olarak şu tavsiyeleri önemle vurgulamaktayız:

            1- OHAL en kısa sürede kaldırılmalı, olağan dönem insan hakları rejimine geçiş sağlanmalıdır.

            2- OHAL'in Anayasal kapsamını aşan veya Anayasa'nın 15. maddesindeki kriterlere aykırı uygulamalara son verilmelidir.

            3- OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu çalışmalarını hızlandırmalı ve başvuruları adil yargılanma hakkı güvencelerine uygun bir şekilde sonuçlandırmalıdır.

            4- Siyasi amaçlı tutuklamalar sona erdirilmeli, demokratik hakların kullanımı yaptırıma tabi tutulmamalıdır.

            5- Özellikle terör yargılamalarında kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma hakkının gerektirdiği güvenceler etkili bir şekilde sağlanmalıdır.

            6- İfade ve basın özgürlüğüne ilişkin kısıtlayıcı ve baskılayıcı müdahaleler bir an önce kaldırılmalı, anayasal ve uluslararası standartlara uygun güvenceler tesis edilmelidir.

            7- Cinsiyet ve cinsel yönelim temelli ayrımcı söylem ve eylemler yerine kapsayıcı ve çoğulcu politikalar geliştirilmelidir.

            8- İşçi ölümlerinin engellenmesi için yasal düzenlemeler gözden geçirilmeli, sendikal özgürlükler korunmalı, iş güvenliği noktasındaki denetim ve yaptırımlar genişletilmelidir.

            9- Anayasa'dan ve Çocuk Hakları Sözleşmesi'nden kaynaklanan yükümlülükler çerçevesinde çocukların emek sömürüsüne ve istismara uğramaması için tedbirler alınmalıdır.

            SAYILAN HUSUSLAR BAŞTA OLMAK ÜZERE HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN SAĞLANMASI VE HUKUK DEVLETİNİN YERİNE GETİRİLMESİ AMACIYLA AVUKATLAR OLARAK BÜTÜN MEŞRU VE DEMOKRATİK ZEMİNLERDE MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ.

Bu vesile ile ölümünün ikinci yıl dönümünde insan hakları savunucusu Avukat Tahir Elçi'yi bir kez daha saygı ve minnetle anmaktayız.

            Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

            İSTANBUL BAROSU İNSAN HAKLARI MERKEZİ

YAZDIR
Yükleniyor...