Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 11.01.2018 09:33
  • Haber Giriş : 15.01.2018 09:33
  • Etkinlik : 07.12.2017

Baskıcı Rejimler Tarihin Sayfaları Arasında Yitip Gittiler

Cumhuriyet Gazetesi’nin tutuklu avukatı Akın Atalay nezdinde, haksız tutuklamalara karşı 36. Adalet Nöbeti, Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nin C kapısı girişindeki Themis heykellerinin bulunduğu alanda tutuldu.

Nöbete, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Kılıç, Artvin Barosu Başkanı Av. Ali Uğur Çağal ve çok sayıda hukukçu katıldı.

Burada konuşan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Kılıç, tüm baskıcı rejimlerin tarihin sayfaları arasında yitip gittikleri halde savunmanın dimdik ayakta kaldığını söyledi.

Savunma yargının olmazsa olmazıdır. Unutulmamalıdır ki savunma yoksa yargı da yoktur. Yargı yoksa hukuk güvenliği de yoktur.  ‘Ülkemizden başka gidecek yerimiz olmadığı gibi güvencemiz olacak başka bir yargı da yoktur’ dedi.

Artvin Barosu Başkanı Av. Ali Uğur Çağal da, yargının baskı aracı haline getirildiğini, adalet ilkesinin zedelendiğini ve adil bir yargılama sistemine dönülmesi gerektiğini bildirdi. 

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Kılıç’ın yaptığı konuşma şöyle:

"Sevgili Meslektaşlar, Değerli Basın Mensupları; 

Bugün “Adalet Nöbetinin” 36.sını tutuyoruz. Çağlayan Adliyesi’nde, Avrupa’nın en büyük adliyesinde, Adalet Nöbeti üç mevsimdir sürüyor. Adalet Sarayı’nda aylardır “adalet nöbeti” tutmak ve hâlâ adalete kavuşamamak hakikaten üzücü bir durumdur. 

Hukuk devleti kuvvetler ayrılığına dayalı bir düzendir. Yasama, Yürütme, Yargı birbirinden bağımsız kuvvetler olursa; birbirini denetler ve dengelerse ancak hukuk devletinden söz edebiliriz. 

Rousseau’un dediği gibi ‘ Yasama, yürütme, yargı iç içe geçmişse, özgürlükler garantide değilse, anayasa yok demektir. Kuvvet kimdeyse o hâkimdir(egemendir).’ 

Değerli meslektaşlar ve basın mensupları, Demokratik devleti oluşturan üç kuvvete ek olarak bir de “Dördüncü Kuvvet” vardır; işte o kuvvet de BASINDIR! Bu üç kuvveti de denetleyen dördüncü kuvvettir. Bu nedenle basın özgür ve bağımsız olmalıdır.

Üç mevsimdir sürdürülen bu adalet nöbetinde son olarak tutuklu bulunan meslektaşımız Avukat Akın Atalay aynı zamanda bir gazetecidir. Cumhuriyet gazetesi davasında Akın Atalay ve onunla birlikte yok yere tutuklanan meslektaşlarımız ile dayanışma için başlatıldı. Ama artık onlar yalnızca birer simge. Süreç içinde karşılaştığımız adaletsizlikler o kadar çoğaldı ki, avukatların, bize hukuk fakültesinde kuvvetler ayrılığı dersi veren hocalarımızın maruz kaldığı adaletsizlikler karşısında biz avukatların protesto ve hak arama nöbetine dönüştü. 

Hukuk devletinin ana temeli kuvvetler ayrılığıdır. Bugün ülkemizdeki sistem ise Anayasa’da yazılanın aksine kuvvetler birliğine dönüştürülmek istenmektedir... Son zamanlarda TBMM devre dışı bırakılarak, devletin Kanun Hükmünde kararnameler eliyle yönetildiğini görüyoruz.  

Bireylerin yargı güvencesinden yoksun kalacakları düzenlemelerin yapılmaması; topluma güven verecek, hukuk güvenliği sağlayacak, adalet duygusunu tesis edecek çalışmalar yapılması hepimizin üzerine yüklenmiş toplumsal bir görevdir.

Anayasal güvenceler göz ardı edilmemelidir. 

Hukuk bir burun sürtme aracı olarak değerlendirilmemeli; muhalif düşüncelere sahip insanları sindirme vasıtası olmaktan çıkarılmalı ve hukuk, toplumun güvencesi haline dönüşmelidir. 

Anayasa, hukukun genel ilkeleri, evrensel hukuk değerleri göz ardı edilmemeli; hak ve özgürlükler işlevsiz hale getirilmemeli; hak ve özgürlüklerin güvenceleri ortadan kaldırılmamalıdır.

Ülkemizden başka gidecek yerimiz olmadığı gibi güvencemiz olacak başka bir yargı da yoktur. Yargı sistemini oluşturan tüm unsurlar adalet duygusunun yeniden tesisi, bağımsız ve tarafsız yargı duygusunun güçlendirilmesi için sorumluluk almalıdır.

Bu ülkede adalete güven olgusunu yeniden oluşturmalıyız. Halkımızın hukuk devleti temelli hak arama mücadelesinde, hak arayan halkın gerçek temsilcisi olan avukatlar, yani savunma makamı üzerine düşen görevi her zamanki gibi yapacaktır. 

Hak arayışının temsilcisi olan Avukatlar olarak var gücümüzle çalışacağız, adaletin gerçekleşmesi için olmazsa olmaz unsur savunmayı yeniden etkin hale getireceğiz. Unutulmamalıdır ki duruşma salonlardan atılan, CMK Servisince görevlendirilen ama görevini yapamaz duruma düşürülen, duruşmalarda sözü kesilen, savunduğu müvekkili üzerinden itham edilen, gözaltına alınan, tutuklanan ve yargılanan, sesi kısılmak istenen avukatlar aynı zamanda özgürlüğün çığlığı haline de gelir.

Biz avukatlar meslek onurumuza yapılan saldırıları dile getirmek için burada bir aradayız.   

Demokratik, bağımsız, laik, şeffaf bir hukuk devleti için, bağımsız ve etkili bir yargı için, güçlü ve etkin bir savunma için, İnsan Hakları İçin bu değerlerin en kararlı savunucuları avukatlar olarak  bir kez daha sesimizi yükseltiyoruz,  Bağımsız Devlet, bağımsız yargı, güçlü savunma talebimizi birlikte ve gür bir sesle haykırıyoruz.  

Unutulmamalıdır ki baskıcı rejimler ve bu rejimleri yaratanlar tarihin sayfaları içinde yitip gittikleri halde; avukatlar yani savunma makamı dimdik ayakta kalmıştır. Baskıların yerini özgürlük şarkıları almış ve özgürlük çiçekleri açmıştır. Güzel ülkemizde bizde bunu sağlamak için mücadele veriyoruz ve hep birlikte vereceğiz”.

YAZDIR
Yükleniyor...