Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 07.12.2017 15:17
  • Haber Giriş : 01.12.2017 16:38
  • Etkinlik : 03.12.2017

3 Aralık Dünya Engelliler Günü

Bilindiği gibi Birleşmiş Milletler 1992 yılında aldığı bir kararla 3 Aralık gününü dünya engelliler günü olarak ilan etmiştir.

Bugün “3 Aralık Dünya Engelliler Günü” olması münasebetiyle ve ülkemizde yaklaşık on milyon engelli vatandaşımızın yaşadığı gözetilerek, engelli bireylerin sorunlarının bir defa daha dile getirilmesi, çözüm yollarının tartışılması açısından önemli bir fırsattır.

İnsanlığın ulaştığı modern hukuk düzeninde kabul edilen ve evrensel olarak tanınan insan haklarının kaynağını yalnızca insan olması ve doğuştan gelen temel haklara sahip olduğu düşüncesi oluşturur. Devredilmez olan bu haklar, tüm insanlar için eşit olarak sağlanmalı, özgür ve onurlu yaşam hakkı korunmalıdır. Bu hakkın sağlanması ve korunup geliştirilmesi hayatın içinde dezavantajlı gruplardan olan engelliler için ayrı bir önem arz etmektedir.

 Ülkemizde 1997 yılında Başbakanlığa bağlı Özürlüler İdaresi Başkanlığı kurulmuş, bu kurum devamında 2011 yılında Aile Bakanlığı bünyesinde kurulan Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlanmış olup, faaliyetlerini halen sürdürmektedir.

2005 yılında 5378 sayılı bağımsız bir “Engelliler Yasası” kabul edilmiş, bu yasayı müteakip düzenlemelerle engellileri engelleyici hükümler yasalardan çıkartılmış, eşit, erişilebilir, onurlu yaşam hakkını öngören yeni düzenlemelere yer verilmiştir.

Birleşmiş milletlerin engellilerin haklarına ilişkin uluslararası sözleşmesi 5825 sayılı kanun ile 14.07.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak iç hukukta önemli bir kriter belge niteliğinde uygulama  alanı bulmuştur.

2012 yılında Anayasamızın 10. maddesinde yapılan değişiklikle engellilere yönelik pozitif düzenlemelerin eşitliğe aykırı olmayacağı kabul edilmiştir.

Gerçekten de belgelere ve düzenleme alanında gösterilen gayrete bakarak engellilere yönelik sorunların büyük ölçüde çözümlendiği fikrine kapılmamak elde değildir. Oysa fiiliyattaki durum bunun tam tersidir.

Bugün engellilerin eğitim hakları yetersiz düzeyde karşılanabilmekte, engelli bireyler gönderildikleri eğitim kurumlarında kendi kaderine terk edilmektedir. Özellikle özel eğitim sınıflarında eğitim adına utanılacak tablolar söz konusudur. Bu kurumlarda  engelliyi eğitecek, bilgi ve beceri kazandıracak donanıma ve yeterli eğitime sahip eğitimciler yok denilecek düzeydedir. Araç gereç temini çok yetersizdir. Özel sınıfların mekân sorunları çözülememiştir. Rehabilitasyon ve özel eğitim kurumları adeta gecekondu mantığıyla ve devletten para almak maksadıyla kurulmakta, amacı karşılamaktan uzak bir şekilde faaliyet göstermektedir.

İstihdam politikaları engellilerin iş sahibi olmasını sağlamaktan uzaktır. Kamu ve özel sektörde engelli kontenjanları doldurulamamış, serbest meslek sahibi engelli bireylerin sorunlarına yönelik  olarak hiçbir adım atılmamıştır. Özel sektörde engelliler kâğıt üzerinde istihdam edilmekte, diğerleri ise mesleki yetenekleriyle alakasız konumlarda çalıştırılmaktadır. İstihdam şartlarını karşılamayan işverenlere kesilen cezalar engellilerin istihdamı için etkin şekilde kullanılamamaktadır. İşkur tarafından yapılan faaliyetler sorunun çözümüne yeterli katkı sağlayamamaktadır.

Erişilebilirliğe dair standartların karşılanması bir yana, kamu başta olmak üzere sonradan yapılan kamuya açık çevre düzenlemelerinde ve yeni inşa edilen yapılarda dahi bu kurallara uyulmamakta, denetim görevi lafta kalmaktadır. Erişilebilirliğin denetimleri neticesi kesilen para cezaları, erişilebilirliğin sağlanması faaliyetlerini etkin olarak desteklememektedir.

Bu alanlarda atılan her adım, yapılan her faaliyet bir yerde ölü bir maliyete dönüşmekten kurtulamamakta, karmaşa bir türlü giderilememektedir. Nihayetinde tüm bu alanlarda tam bir keşmekeşlik hâkimdir.

Öte yandan, devletin engelli bireylere yaptığı parasal yardımların engellilerin haklarının karşılandığı anlamına gelemeyeceği gözden uzak tutulmamalıdır.

Yapılan düzenlemeler ve gösterilen çabaların sahaya yansımasının,  farkındalığın sağlanmasından geçtiği unutulmamalıdır. Bunun ise, gecekondu tarzı oluşumlarla değil, sağlıklı bir örgütlenme organizasyonuyla başarılacağı muhakkaktır.

Engelli bireylerin, anayasadan, yasalardan ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının karşılanması devletin sosyal hukuk devleti olmasının, vatandaşlarının eşitliğini gözetmesi yükümlülüğünün ve nihayetinde insan hakkına saygının bir gereğidir.

Engelli bireyin sorununun kaynağı hakkının ihlali olup, çözümü de engellenen haklarının önüne konulan engellerin kaldırılmasıdır.

Bu bir şefkat, ahlak, acıma, empati, zor durumdakine yardım sorunu değil, bir hakkın tanınıp teslim edilmesi sorunudur. Sorun sosyo-ekonomik, politik ve kültürel alanda sağlanacak iyileşmeyle doğru orantılı olarak çözümlenebilir. Çözümün itici gücü Devlet erkinin iradesi, nitelikli örgütlenme ve toplumsal farkındalığın sağlanmasıdır…

Kamuoyuna saygıyla duyurulur

 İSTANBUL BAROSU ENGELLİ HAKLARI MERKEZİ

 

YAZDIR
Yükleniyor...