Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 07.11.2017 13:34
  • Haber Giriş : 08.11.2017 09:18
  • Etkinlik : 03.11.2017

Uyum Yasaları

İstanbul Barosu Meclisi Uyum Yasaları İzleme Komisyonunca düzenlenen “Anayasa Referandumu ve Sonrası Uyum Yasaları” konulu panel 3 Kasım 2017 Cuma günü saat 16.00’da Baro Kültür Merkezi Konferans Salonunda yapıldı.             

Komisyon adına panelin açılışında konuşan Av. Elif Görgülü, İstanbul Barosu Eski Yönetim Kurulu Üyesi Av. Nazan Moroğlu’nun Baro Meclisi Genel Kurulunda verdiği bir önerge üzerine Uyum Yasaları İzleme Komisyonunun kurulduğunu,  komisyonun, 16 Nisan 2017 tarihinde anayasa referandumundan sonra büyük önem taşıyan uyum yaslarının izlenmesi, doğabilecek ve oluşabilecek hukuka aykırılıkları izleme, tespit etme, hukuka aykırılığın varlığı halinde ise gerekli hukuki mücadelelerin vermesinin amaçladığını söyledi.  

Anayasaya konulan geçici bir maddeyle, anayasanın kabulünden sonra 6 ay içersinde 7 kanunda 144 maddenin anayasayla uyumlu hale getirilmesi için düzenleme yapılması gerektiğini, bu sürenin geçtiğini belirten Görgülü, “Ancak yaşanan süreç içersinde görüyoruz ki, uyum yasalarının düzenlenmesi kanunla yapılması gerekirken, ülkemizde devam etmekte olan olağanüstü hal kapsamında KHK’larla bir takım değişiklikler yapılmaya başlanmıştır. Ancak bu durumun anayasayla hukuka aykırılık teşkil ettiği çok açıktır” dedi.

Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Durakoğlu, toplumun gündemine pek fazla getirilmeyen uyum yasalarının yaşamsal bir öneme sahip olduğunu, Yüksek Seçim Kurulunun hukuka aykırı müdahalesiyle şaibeli hale gelen anayasa değişikliğinden sonra altı ay içinde uyum yasalarının gerçekleşmediğin belirterek şöyle dedi: “Yürürlükteki OHAL çerçevesi içinde bu değişikliklerin KHK’larla yapılacak olması, değişikliklerin kanun hükmünde olsa bile, hukuk hükmünde olmayacağı bir noktadayız”.

Doğal değişikliklerin yapılmasının ötesinde bazı tasarımların da bu arada geliştirilmeye çalışıldığının farkında olduklarını ve bu konuda çok uyanık olmak gerektiğinin altını çizen Durakoğlu, “Örneğin kısa bir süre önce Cumhurbaşkanı adaylığı için 100 bin imzanın nasıl bir araya getirileceğine ilişkin bir tartışma gündeme getirildi. Sızan bilgilere göre bu imzanın noter kanalıyla alınması söz konusu. Konuya harçlar itibariyle baktığınızda bu 100 bin imzanın 150 milyon TL gibi bir masrafı olmaktadır. Bu asla demokratik değildir” dedi.

Mehmet Durakoğlu, seçim ve siyasal partiler yasası değişikliklerinin son derece önemli olduğunu, bunların ne zaman gündeme getirileceğinin bilinmediğini, sızan haberlere göre, seçim sisteminde dar bölge değil, daraltılmış bölge sisteminin uygulanacağının belirtildiğini, bir takım sürprizlere hazırlıklı olmak gerektiğini sözlerine ekledi.  

Oturumu yöneten İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği Koordinatörü Av. Nazan Moroğlu, ne zaman anayasa değişikliği gündeme gelse ilk tepkiyi kadınların verdiğini söyledi.

Moroğlu, geçmişe bakıldığında 2004 yılına kadar bütün anayasa değişikliklerinde özellikle kadın erkek eşitliğinde gelişmeler olduğunun görüldüğünü, ancak 2007 seçimlerinden sonra ortaya atılan kadınları toplum içinde korunacak varlıklar olarak kabul eden anayasa değişikliklerine özellikle kadın kuruluşlarının büyük tepki gösterdiklerini ve tasarının geri çekildiğini bildirdi.

Yasalarda ve anayasalarda kazanılmış kadın haklarının tırpanlanmak istenmesi üzerine anayasa değişikliği ortaya atıldığında tedirgin olan kadın kuruluşlarının bir anayasa platformu kurarak mücadele etme yolunu seçtiklerini belirten Nazan Moroğlu, “Ülkemizde hukuk işlemiyor, adalet sağlanamıyor, bunlar umutsuzluk yaratıyor, toplumun böyle bir talebi olmadığı için duyarsızlık üzüyordu. Ama bugün bakıyorsunuz toplum uyanıyor, geriye gidişin farkına varıyor ve anayasa değişikliklerinde ya da yasa değişikliklerinde sokaklara çıkıyor. Bu umut vericidir” dedi.

Panelin konuk konuşmacısı Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu, konuşmasının başında anayasa değişikliği ile getirilen seçim süreçlerine değindi ayrıca kısa hatlarıyla anayasa değişikliğinin nasıl bir düzen, bir rejim getirdiğini değerlendirdi.

Uyum yasalarının getireceği uyumsuzluklar ve çelişkiler üzerinde duran Kandoğlu, anayasa değişikliği yapıldıktan sonra anayasaya uyumu sağlayan kamuoyuna açıklanmış, teklif ve tasarı bulunmadığını vurguladı.

Kanadoğlu, bu konuda kamuoyunu hazırlamak için yavaş yavaş sızdırılan bilgilerin bulunduğunu, bu bilgiler ışığında ne yapılmak istendiğini, ne getirilmek istendiğini değerlendirdi ve anayasanın geçici maddeleri üzerinde durdu. Kanadoğlu, “Anayasa referandumu bilinen nedenlerle meşru olmadığı için öngörülen değişikliklerin de meşruluğu tartışmalıdır. Bunun üzerinde dikkatle durmak, her seferinde bunu vurgulamak ve uyum yasalarını bu açıdan değerlendirmekte yarar var” dedi.

TBMM cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimi için basit çoğunlukla erken seçim kararı alabileceğini, yerel yönetim seçimlerinin öne alınması için Anayasa değişikliğine ihtiyaç bulunduğunu belirten Korkut Kanadoğlu,  getirilmek istenen ve ne olduğu tam belli olmayan bir rejimden demokratik bir rejim beklemenin hayal olduğunu söyledi.

 Bunun üzerine bu yapı içinde kriz kararnameleriyle yasamanın bertaraf edildiğini, yasama yetkisinin devredilerek kuvvetler ayrılığının da ortadan kaldırıldığını gördüklerini kaydeden Kanadoğlu, “Bu rejimin demokrasi ya da yarı demokrasi olarak nitelendirilemeyeceği çok açıktır. Basın kontrol aklına alınmış, sivil toplum baskılanmış, bireysel özgürlükler törpülenmiş, seçim yolsuzlukları var, bu rejimi Avrupa Konseyi otokratik olarak niteliyor. Buradan yarı çökmüş bir devletin işaretlerini de görmek mümkün” dedi.

Sunumun tamamlanmasından sonra soru cevap bölümüne geçildi.

Panelin bitiminde İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, panelin Oturum Başkanı Av. Nazan Moroğlu ve konuşmacı Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu’na birer buket çiçek sundu. 

 

YAZDIR
Yükleniyor...