Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 27.03.2017 19:05
  • Haber Giriş : 14.03.2017 09:01
  • Etkinlik : 11.03.2017

Anayasa Değişiklikleri Referandumda Geçerse, Artık Hukuk Devletinden Bahsetmek Mümkün Değil

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, 11 Mart 2017 Cumartesi günü KRT Televizyonunda yayınlanan İskender Özturanlı’nın yönettiği ASLI ASTARI adlı programında 16 Nisan’da referanduma sunulacak anayasa değişikliklerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Durakoğlu söyleşinin ilk bölümünde bir soru üzerine İstanbul Barosunun tarihsel misyonunu anlattı. 

İstanbul Barosu’nun toplumda derin sorunsallık yaşandığı bir ortamda, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığının temininde bir gayretin içersinde olduğunu belirten Durakoğlu, bunun çabalarını sürdürürken gerektiğinde bedel ödemesini bilen bir kurum olduğunu, Baro tarihine geriye dönüp bakıldığında bunun hep böyle olduğunun görülebileceğini söyledi.  

Baro olarak yargı bağımsızlığının, tarafsızlığının ne olduğunu halka anlatmaya çalıştıklarını, toplumumuza bunu bir biçimde hissettirmek gerektiğini hatırlatan Mehmet Durakoğlu, şöyle dedi: “Yargı bağımsızlığı onurlu yaşamak demektir. Ama toplumun da adalet talep etmesi gerekiyor. Bu olmadığı zaman olmadık şeylerle karşılaşmak kaçınılmaz görünüyor. Bu konuda toplumun duyarlı olması gerekiyor. Toplumun şunu çok iyi bilmesi gerekir: Hukuk her şeydir. Bizim arkamızda hukuka inanç besleyen bir toplum algısına ihtiyaç var”.

Referandum konusuna değinen İstanbul Barosu Başkanı, bugün yaşanan olayları anlamak için 12 Eylül 2010 referandumunun sonuçları üzerinde durmak gerektiğini, o referandumun en önemli maddesinin HSYK’nın yapısını değiştiren madde olduğunu, bu değişiklikle yargının cemaatin kontrolüne geçtiğini, arkasından kumpas davalarının geldiğini, eğer o referandum yapılmasaydı 15 Temmuz olayının yaşanmayabileceğini anlattı.

Durakoğlu, Anayasayı ihlal ettiğini açıkça söyleyen, Anayasanın kendisine verdiği yetkilerin ötesinde yetkiler isteyen bir cumhurbaşkanını anayasal meşruiyet çizgisine getirmek gerekirken, yapılmak istenen değişikliklerle anayasayı onun çizgisine getirmeye çalışıldığını, bunun çok vahim olduğunu söyledi.

16 Nisan’da halkoyuna sunulacak metin, esas itibariyle denge denetim mekanizmalarını ve dolayısıyla onun içersinde kuvvetler ayrılığını ciddi biçimde ihlal eden bir tablo ortaya koyduğunun altını çizen Mehmet Durakoğlu, “İşin tehlikeli tarafı burada.  Başkanlık sisteminde Yasama ve yürütme sistemin önemli denetim mekanizmalarıdır. Bu mekanizmaları oluşturamazsanız, tek adama yasamayı da yargıyı da teslim edersiniz. Bundan böyle dünyanın hiçbir yerinde böyle ülkelere demokrasi diye bakmıyorlar. Sorun tamamen egemenliğin kullanılmasıyla ilgilidir” dedi.

Konuşmasında Anayasa değişiklik maddelerini teker teker ele alarak eleştiri ve uyarılarda bulunan Durakoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bu değişiklikler, bizim anayasamızın ‘değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez’ dediği ilk dört maddesinin virgülüne dahi dokunulmadan değiştirilmesi anlamına geliyor. Eğer bu değişiklikler geçerse bu ülkede anayasanın ikinci maddesinde yazılı bir hukuk devletinden söz edilebilmesi artık mümkün gözükmüyor”.

YAZDIR
Yükleniyor...