Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 23.04.2016 15:06
  • Haber Giriş : 20.04.2016 19:36
  • Etkinlik : 19.04.2016

Sağlık Hukukunda Sağlık Haberciliği Uygulamaları

İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezince düzenlenen ‘Sağlık Hukukunda Sağlık Haberciliği Uygulamaları’ konulu panel 19 Nisan 2016 Salı günü saat 13.00’da İstanbul Adalet Sarayı Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Yönelim Kurulu Üyesi Av. Süreyya Turan, sağlıkla ilgili medyada yapılan haberlerin insanları ya çok fazla paniğe ya da ümide sevk ettiğini, bunun ruh sağlığı üzerinde önemli etkileri bulunduğunu söyledi. Sağlık haberlerinin medyada yer alması konusunun çok önemli olduğunu vurgulayan Turan,  “Konunun bu panelde uzmanları tarafından ayrıntılarıyla ele alınacağını, işin aslının nasıl olması gerektiğini hep birlikte öğreneceğiz” dedi. Turan, bu anlamda toplantının başarılı geçeceğine inandığını söyledi.

Av. Süreyya Turan’ın yönettiği ilk oturumda konuşan Gazeteci-Yazar-TV Programcısı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk Şahin, teknolojinin arttığı, insan ömrünün daha da uzadığı ve sağlığın ticarileştiği bir ortamda sağlık haberciliğinin daha da önem kazandığını söyledi. Hukukun üstünlüğü olmayan, yargısı bağımsız olmayan bir ülkede bağımsız sağlık haberciliği beklemenin yersiz olduğuna işaret eden Şahin, bu etkenlere ilaç şirketlerinin çok güçlenmiş oldukları da eklendiğinde bağımsız olmayan bir medyada sağlık haberciliğinin sağlıklı yapılabilmesinin mümkün olmadığını kaydetti.

Hukukun işlemediği yerde etiğin de bunun gölgesinde kalacağını ifade eden Haluk Şahin, şöyle konuştu:  “Hukukun üstünlüğünün olmadığı bir ülkede özgür ve bağımsız habercilik yapabilmek mümkün değildir. Bu kuşkusuz sağlık haberciliği için de geçerlidir. Hasta olan bizim sistemimizdir, bizim medyamızdır. Yapısal sorunlara ağırlık verelim. Ondan sonra belki, Türkiye için evrensel ölçütlerin hangilerinin geçerli olduğunu tartışmaya başlayabiliriz. Ama asıl sorun henüz o düzeyde değil. Günümüzde sorun, kimin hangi konuda haber yapacağına, nasıl haber yapacağına, gazetelerin mi, gazetecilerin mi, yoksa başkalarının mı karar verdiği konusudur”.

Türkiye Barolar Birliği Başkan Yardımcısı ve Basın Konseyi Üyesi Av. Başar Yaltı, Basın Konsey’nin yapısı, işleyişi ve aldığı kararlara ilişkin bilgi verdi. Basın Konseyi’nin kendisine ulaşan talepleri 16 ilke doğrultusunda ele aldığını, kararlarını YETKİSİZLİK, UYARI ve KINAMA cezası biçiminde verdiğini, ancak bu cezaların bir yaptırımının bulunmadığını söyledi. 16 ilkenin halkın haber alma özgürlüğünü kullanması için kabul edildiğini belirten Yaltı, Basın Konseyi kararları mahkemelere sunulduğunda, mahkemelerin bu kararları bilirkişi raporu olarak değerlendirdiğini anlattı.

Türkiye’de gazetecilere ve buna bağlı olarak basın mesleğine karşı yoğun bir baskı bulunduğunu belirten Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto, 1996-98 yılları arasında hazırlanan ve 4.500 gazetecinin imzasıyla kabul edilen Gazeteciler Hak ve Sorumlulukları Bildirgesinin zora girdiğini bildirdi.  Bildirgeyi mesleğin anayasası olarak tanımlayan Olcayto, mahkemelerin açılan davalarda bildirgeye atıf yaparak karar verdiğini söyledi. Toplum gibi medyanın da bölündüğünü, iktidar yanlısı olmayan gazetecilerin baskı gördüğünü belirten Turgay Olcayto, direnen, mesleğini yapmak isteyen gazetecilerin ise işten atıldıklarını ve işsiz kaldıklarını anlattı. Uluslararası meslek örgütleriyle işbirliği yaptıklarını, ancak hukuksuzluğun alabildiğine arttığı bir ortamda etiğin çok fazla önem taşamadığının altını çizen Olcayto, halen hapiste ve yargılanmakta olan pek çok meslektaşın bulunduğunu, Gazeteciler Özgürlük Platformuyla bu meslektaşlara manevi destek olmaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.

Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği (ESAM) Başkanı Sibel Güneş, dernek çalışmaları hakkında bilgi verdi. Sağlık sektörünün çok güçlendiğini, 100 milyar dolarlık bir pasta oluştuğunu ve bu yüzden sağlık haberleri üzerinde ağır bir baskı oluştuğuna dikkat çeken Güneş, gazetelerde yer alan haberlerinin %20’sinin sağlıkla ilgili olduğunu bildirdi. Sağlıkla ilgili doğru habere ulaşmanın zorluklarını dile getiren Güneş, örneğin sağlık Bakanlığından, şiddet gören sağlık personeli sayısını öğrenmenin mümkün olmadığını, bu haberleri ancak Tabipler Odası ve benzer kuruluşlardan elde edebildiklerini anlattı.

Panelin ikinci oturumunda konuşan Cumhuriyet Gazetesi Sağlık Muhabiri ve Sağlık Muhabirleri Derneği (SMD) Üyesi İklim Öngel, sağlık muhabirliğinin mutfağında yaşanan olaylar hakkında bilgi verdi. Öngel, işin en zor yanının hükümet kaynaklarından haber almak ya da haberleri doğrulatmak konusunda yaşandığını anlattı.

Araştırmacı-Yazar-Gazeteci Hürriyet Gazetesi Okur Temsilcisi Faruk Bildirici, çok zor koşullarda çalıştıklarını, etik konusunu bir tarafa itemeyeceklerini, toptancı yaklaşımların yanında olmadıklarını bildirdi. Koşullar ne olursa olsun gazetecilerin görevlerini yapmak zorunda olduklarını belirten Bildirici, bunu yaparken etikten şaşmamaları gerektiğinin altını çizdi. Bildirici, okurları temsilen yaptığı işte, hakemlik yaptığını ve hakkı teslim etmeye çalıştığını örneklerle anlattı.

İstanbul Barosu Yayın Kurulu Yazmanı Av. Coşkun Ongun, haberde hukuka uygunluk kriterleri hakkında bilgi verdi. Ongun ayrıca, basında hukuki ve cezai sorumluluk, maddi ve manevi tazminat konuları üzerinde durdu.

İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Başkanı Av. Ümit Erdem de, hukuka uygunluk kriterlerine ilişkin Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarından örnekler sundu.

YAZDIR
Yükleniyor...