Avukatlar için Üye Girişi:  Kullanıcı Adı: Şifre:  
     
Stajyer Avukat Girişi «  
Şifremi Unuttum «  
Üye Ol «  

   10 Eylül 2010 Cuma ANASAYFA | BARO LEVHASI | ETKİNLİK TAKVİMİ | HABERLER | BARONET | BİLGİ HAVUZU | İLETİŞİM | ENGLISH  
 Baro
 Baro Meclisi
Staj Eğitim Merkezi
 CMK
 Adli Yardım
 Merkezler
 Komisyonlar
 Yayın Kurulu
 Yayınlar
 Avukatlık Hukuku
 Adliyeler ve Baro  Odaları
 Bilgi Edinme
 Başvurusu
 Kayıt İşlemleri
 Sigorta
 Anlaşmalı Kuruluşlar
 Kan Bilgi Havuzu
 UYAP Faaliyetlerimiz
 UYAP Avukat Portal  Eğitimi
Duyuru » Duyuru
Son Güncelleme: 09.02.2005 17:22:11 
Etkinlik Tarihi: 09.02.2005 

İZMİR URLA ÇOCUK KÖYÜ İLE İLGİLİ BASIN BİLDİRİSİ

İZMİR URLA ÇOCUK KÖYÜ İLE İLGİLİ BASIN BİLDİRİSİ

 

 

Urla’da yaşanan çok boyutlu çocuk istismarı vakasının uyandırdığı dehşetten kurtulmak ve bu talihsiz olayı bu tip vakaların tekrarlanmaması için bir dönüm noktası haline getirmek için çok dikkatli bir çalışma başlatmak gerekmektedir.

 

Devletin ve toplumun çocukları her tür ihmal ve istismardan koruma görevi bulunmaktadır. Bu hem Anayasal bir zorunluluk ve B.M. Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesince öngörülmüş bir yükümlülük hem de toplum olmanın gereğidir.

 

Çocukların istismar ve ihmalden korunması konusunda iki önemli prensip vardır: Bunlardan ilki, çocuğun söylediği öyküye inanılmasıdır. İkincisi ise bu iddiaların uzmanlar tarafından ve gizlilik içinde araştırılmasıdır.  

 

Yaşanan olaylar bu kuralların tamamının ihlal edildiği çok boyutlu bir çocuk istismarı hikayesidir:

 

  • Kurumda çocukların cinsel yönden istismar edildiklerine ve bunun yetkililerce bilinmesine rağmen gereğinin yerine getirilmediğine dair bir iddia bulunmaktadır. Bu iddianın doğru olup olmadığı ancak yargılama süreci sonunda anlaşılacaktır.

 

Ancak bu iddianın ortaya çıkartılmasından sonra yaşananlar tüm toplumun gözü önünde gerçekleşmiştir. Bu olaylardan en vahimleri şunlardır:

 

  • Çocukların vücut muayenelerinin yasaya aykırı ve iradeleri hilafına yapılmış olması
  • Olayın basında yer alışı
  • Bir çocuğun istismar edilmediği, gönüllü olarak gerçekleştirdiği bir ilişkisi olduğunun ifade edilmesinde olduğu gibi kurum çalışanlarının kendilerini savunurken çocukların özel hayatlarına dair bilgileri vermesi

 

Kurum yöneticileri ve çalışanları, soruşturma ile görevli makamlar, basın mensuplarının her birinin eylemi ayrı bir istismar ve hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

 

Bu kadar ağır ve büyük bir çocuk istismarı vakasını önleyici tedbirlerin alınması konusunda Türkiye’de çok geç kalınmıştır. Bu vakanın doğru bir yapılanma için bir fırsat olarak değerlendirilmesini ve son olmasını diliyoruz. Bu amaca ulaşılabilmesi için suçlama – savunma ikileminden uzak durularak, tüm aşamalarının dikkatle incelenmesi gerekmektedir.

 

Tüm bu sorunların temelinde, çocukların ailelerinin korunmasından uzak düşmesine neden olan riskleri ortadan kaldırmaya yönelik politika ve hizmetlerin üretilememiş olması yatmaktadır. Toplumun ve devletin, aile bakımından yoksun çocuklar için koruyucu aile ve benzeri kurum bakımına alternatif hizmetleri geliştirememiş olması sorunun önemli nedenlerinden biridir. Artık risk altındaki çocuklara ve ailelerine yönelik politikalar ve hizmetler devletin ve toplumun en önemli gündemlerinden birini oluşturmalıdır.

 

Tüm toplumu şu konu üzerinde düşünmeye davet ediyoruz:

 

Türkiye’de ailesinin bakım ve korunmasından yoksun çocukları toplum adına korumakla görevli kurum hangisidir? SHÇEK, bu kurumun kendisi olduğunu iddia etmektedir. Pekiyi bu olayda olduğu gibi, SHÇEK bakımı altında olan çocukların bu kurumlarda istismarı söz konusu olduğunda çocuğu korumakla görevli kurum neresidir? Türkiye’de böyle bir kurum bulunmamaktadır. Bu çelişkili durumun bertaraf edilmesi mümkündür. Aile bakımından yoksun çocuklar kamu vesayeti altına alınırlar. Etkin bir koruma modeli için, kamu vesayeti kurumu ile bakım ve koruma hizmeti veren kurumların mutlaka birbirinden ayrılması gerekmektedir.

 

Yukarıda yer alan başlıklar yanında, koruma sistemi ve bu alanda toplumun ve basının rolü konusunda şu konuların tartışmaya başlamalıyız:

 

  • Çocukların korunmasına bütçeden ayrılan payın yetersiz olması
  • Kurumların yetersiz ve uzman olmayan personel ile çalışmaları
  • Kurumların bağımsız denetim makamlarının olmaması
  • Kurumların aile benzeri model yerine yurt – yuva biçiminde çalışmaları
  • Soruşturmalarda çocukları koruyucu yöntemler
  • Adalet sistemi içerisinde çocuk koruma konusunda uzmanlaşmış personelin bulunmaması
  • Basın Yasasında yer alan çocukların korunmasını amaçlayan yasaklara uyulmaması ve bu yasa ihlalinin takipsiz bırakılması

 

Çocukların korunmasından sorumlu kurum ve kuruluşlar, çocuk hakları alanında çalışan kuruluşları ve tüm toplumu bu konular üzerinde duyarlılığı arttırmak ve çalışmak suretiyle, bu talihsiz olayı çocuk koruma sisteminin geliştirilmesinde bir dönüm noktası haline getirmeye  davet ediyoruz.

 

 

Arkadaşıma Gönder Yazıcıya Gönder

Başkan'ın Yorumu
 
Başkan'ın Açılış Konuşmaları
 

 
Avukat Hakları Merkezi
Avukat Hakları Merkezi
TV'de İstanbul Barosu
 
Basında İstanbul Barosu
 
AİDAT İŞLEMLERİ
KREDİ KARTI AİDAT ÖDEME FORMU formlarının doldurularak Baro Muhasebe Servisinin 0212 245 63 52 nolu faksına gönderilmesi gerekmektedir);

Aidat ödemelerinizi Vakıfbank Beyoğlu Şubesi TR51 0001 5001 5800 7286 2874 96 nolu hesaba yapabilirsiniz.

ÜYE MEMNUNİYET ANKETİ

Cocuk Platformu

İstanbul Barosu Orhan Adli Apaydın Sokak Baro Han K:2 34430 Beyoğlu/İSTANBUL
Tel: +90 (212) 251 63 25  -  Fax: +90 (212) 293 89 60  -  E-Posta: baro@istanbulbarosu.org.tr